1 Kasım 2018 Perşembe

Adil Öksüz'ü serbest bırakan hakimler meslekten ihraç edildi

HSK 2. Dairesi, açığa alınan Şemdinli davasının eski savcısı Ferhat Sarıkaya'yı, FETÖ'nün sözde "Hava Kuvvetleri imamı" Adil Öksüz'ü serbest bırakan eski hakimler Köksal Çelik ile Çetin Sönmez'i meslekten ihraç etti
Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) 2. Dairesi, Şemdinli savcısı olarak tanınan Ferhat Sarıkaya'nın ikinci kez meslekten ihracına karar verdi.

Şemdinli iddianamesi sebebiyle meslekten ihraç edilen Sarıkaya yapılan yasal düzenleme ile mesleğe iade edilmişti.

İTİRAFÇI OLMUŞTU

Darbe girişiminin ardından örgütle bağlantısı sebebiyle hakkında soruşturma açılan Ferhat Sarıkaya itirafçı olmuştu. Sarıkaya hakkındaki iddiaları değerlendiren HSK 2. Dairesi ikinci kez ihraç kararı aldı.

ADİL ÖKSÜZ'Ü SERBEST BIRAKAN İKİ ESKİ HAKİM DE MESLEKTEN İHRAÇ EDİLDİ

Daire ayrıca FETÖ'nün sözde "Hava Kuvvetleri imamı" Adil Öksüz'ü serbest bırakan eski hakimler Köksal Çelik ile Çetin Sönmez'in meslekten ihraçlarına karar verdi.


TEM Daire Başkanı Aslan'ın infaza götürüldüğü anlar

http://www.finansgundem.com/foto-galeri/tem-daire-baskani-aslanin-infaza-goturuldugu-anlar-galeri/1356994

Turgut Aslan ve Hasan Gülhan'ın infaza götürülme anı...
Darbeciler tarafından başından vurularak yaralanan TEM Daire Başkanı Turgut Aslan ile şehit edilen koruması Hasan Gülhan'ın alıkonulma ve infaza götürülme anlarının görüntüleri ortaya çıktı


11 Ekim 2018 Perşembe

15 Temmuz'a ilişkin yeni görüntüler ortaya çıktı!

Genelkurmay Başkanlığı'ndaki eylemlere ilişkin "Çatı" davası dosyasına giren görüntülerde darbecilerin zırhlı araç içinde sivil bir vatandaşı şehit ettikleri anlar yer aldı


10 Ekim 2018 Çarşamba

Hande Fırat

Hürriyet, Kanal D ve CNN TÜRK Ankara Temsilcisi, TV programcısı Hande Fırat, Hürriyet gazetesinde köşe yazarlığına başladı. 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile FaceTime üzerinden kurduğu bağlantı darbe girişiminin kırılma noktası olan ve bu gazetecilik başarısı dünyada geniş yankı uyandıran Hande Fırat, Hürriyet'teki ilk yazısında okurlarına 'Merhaba' dedi.




http://www.finansgundem.com/haber/hande-firat-kose-yazarligina-basladi/1350286

2 Ekim 2018 Salı

Akın Öztürk beni de kurtardın diyerek sarılmak istedi

FETÖ'cü darbe girişimi sırasında Akıncı Üssü'nde görev yapan Albay Galin, kalkışmanın askeri kanat sorumlusu Akın Öztük'ün kendisi de rehin alınmış gibi "Beni de kurtardın Galin" diyerek sarılmak istediğini, kendisinin bunu reddettiğini söyledi
Akıncı Üssü davasının dünkü duruşmasında, o dönemde yarbay rütbesi ile görev yapan Uçaksavar Tabur Komutanı Albay İbrahim Galin ifadesinde, darbecilerin Akıncı Üssü'ndeki faaliyetlerini anlatırken, özellikle darbeci general Akın Öztürk'ün, kalkışma başarısız olunca yaptığı takiyeleri gözler önüne serdi.

Galin ifadesinde, darbecilerin derdest ettiği ve aralarında dönemin Genelkurmay 2'nci Başkanı Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler'in de bulunduğu generallerle diğer askerleri kurtarma faaliyetlerini anlattı. Güler'in dirseklerinin yaralı olduğunu anlatan Galin kurtarma faaliyeti sırasında darbeci Akın Öztürk'ün sergilediği takiyeyi özetle şöyle anlattı:

"İçeride elleri ve ayakları kelepçelenmiş üst rütbeli askerler vardı. Bunları makasla kesip kurtardık. Bu sırada orada bulunan ancak derdest edilmediği her halinden belli olan Akın Öztürk de bana doğru yönelip, 'beni de kurtardın Galin' diyerek sarılmak istedi. Ben Akın Öztürk'ün durumunu derdest edilenlerden farklı değerlendirdiğim için sarılma isteğini elimle iterek reddettim."

"ÖNCEDEN BİLİYORDU"

Sabah Gazetesi'nden Ersan Atar'ın haberine göre; Tanık Albay Galin, üssün karargah binası içinde bazı üst rütbeli askerleri kurtardıktan sonra Yuva-4 misafirhanesinde de esirlerin bulunduğunun söylendiğini, aralarında Akın Öztürk'ün de yer aldığı grubun buradaki kişilerin de kurtarılması için oraya gidilmesini istediğini anlatırken darbeci Öztürk'ün kendisini nasıl ele verdiğini de şu sözleriyle aktardı:

"Benden kendilerini Yuva- 4 misafirhanesine götürmemi istediler. Ben bunlardan şüphelendiğim için yolun bir bölümünde, normal yoldan saparak daha uzun ve kötü yoldan gitmek istedim. Az önce kendilerini oraya götürmemi isteyen bu kişiler benim başka yola sapmama rağmen kendileri normal düzgün yoldan gittiler. Buradan da aslında derdest edilen komutanların nerede olduklarını anladım. Orada yaklaşık 10 generali ve üst rütbeli kişiyi kurtardıktan sonra Akın Öztürk, 'diğer 6 kişi nerde' diye sordu. Bu sözünden de Öztürk'ün aslında orada kaç kişi olduğunu önceden bildiğini fark ettim.

"SAVCILAR BELGE KIRPIYORDU"

Tanık İbrahim Galin darbecilerin, kalkışmanın başarısız olacağını anladıktan sonraki aşamada delilleri nasıl yok etmeye çalıştıklarını, bunu da kalkışma faaliyetinden hemen sonra üsse gelen ve daha sonradan FETÖ'cü oldukları anlaşılan askeri savcılar eliyle yaptıklarını da şöyle kaydetti:

"İlerleyen saatlerde sürekli bazı evrakların kırpıldığını gözlemledim. Bu faaliyeti askeri savcılar yürütüyordu. Üs Komutanı darbeci Hakan Evrim'in odasında da bu faaliyet yürütülüyordu. Sonradan da üssün birçok yerinde kırılmış, atılmış tabletler, cep telefonları, sim kartları gördük. Adli makamlara haber vererek bu delillerin toplanmasını sağladık."

9 Eylül 2018 Pazar

Dan Slade isimli kişiden Brunson'a 'John' mesajı

FETÖ’cü darbecilerin sıkıyönetim direktifini hazırladığı ortaya çıkan John isimli kişinin kim olduğu henüz belirlenemezken, gizemli bir John da ABD’nin sözde papazı Brunson’un mesajlarından çıktı
15 Temmuz darbe girişiminde FETÖ'cülerin sıkıyönetim direktifini hazırladığı ortaya çıkan John isimli kişinin kim olduğu henüz belirlenemezken, gizemli bir John da ABD'nin sözde papazı Andrew Craig Brunson'un mesajlarından çıktı. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından sözde sıkıyönetim direktiflerinin ne zaman ve kim tarafından hazırlandığının tespiti için Genelkurmay Başkanlığı'ndaki bilgisayarların kopyası alındı. MEDAS'tan kuvvet komutanlarına gönderilen darbe bildirilerin ham hali eski Astsubay Hüseyin Ömür'ün e-postasından çıktı. 3 sayfadan oluşan "Sıkıyönetim Direktifi" isimli belgenin, 7 Temmuz 2016 tarihinde oluşturulduğu görüldü. Belge üzerindeki son değişikliğin de 15 Temmuz günü saat 22.45'te yapıldığı anlaşıldı.

JOHN'LAR MERCEK ALTINDA
Belgenin meta/data bilgilerinin incelenmesi sonucunda da söz konusu belgenin "John" isimli bilgisayar kullanıcısı tarafından hazırlandığı belirlendi. Genelkurmay Başkanlığı'nda yapılan araştırmalarda "John" isminde bir bilgisayar kullanıcısı tespit edilemezken, bu da darbe direktiflerinin Genelkurmay Başkanlığı dışındaki bir bilgisayarda hazırlandığını ortaya koydu. Savcılık, Genelkurmay Çatı Davası'na da giren belgede ismi yer alan John'un kim olduğu tespit etmek için Türkiye'de bulunan tüm John'ları mercek altına aldı.

BU DA BRUNSON'UN JOHN'U
Ancak şu ana kadar söz konusu John'un kim olduğuna ilişkin herhangi bir tespit yapılamazken, Türkiye ile ABD arasında krize neden olan sözde papaz Brunson'un, Dan Slade isimli kişi arasındaki mesajlarda geçen John ismi de dikkat çekti. 15 Temmuz öncesi ve sonrasında sık sık mesajlaştıkları belirlenen ikili, John'un açık ismini ise mesajlarda yazmıyor.

JOHN İLE BAŞIM DERDE GİRDİ
Daha önce Brunson'un 15 Temmuz'dan beş gün sonra Slade'ye gönderdiği mesajlarda, darbe girişiminin başarısız olmasından üzüntü duyduğunu belirttiği ve "Sonunda biz kazanacağız. Seninle yakında iletişime geçmek üzere" ifadesini kullandığı belirlendi. 15 Temmuz'dan bir ay kadar sonra Brunson ile Slade arasıda gerçekleşen konuşmada John ismi geçiyor. 17 Ağustos tarihli mesaj göre, Dan Slade, "Şimdi neredesin?" diye soruyor. Devamında da "Hayır ancak notlara ihtiyacın olduğundan bahsediyordun. Bunu sana verebiliriz" diyor. Bunun üzerine Brunson ise "Bende İlsom notları var. Ancak onları takip ettiğini sanmıyorum" ifadesini kullanıyor. Dan Slade de daha sonra "Nadiren yapıyor. Bunun için John ile başım derde girdi" şeklinde konuşuyor.

BU JOHN O JOHN MU
Birçok yerde John isminin geçmesi dikkatleri çekerken, sözde darbe direktiflerini hazırlayan John ile Dan Slade'in "Başım derde girdi" dediği John'un aynı kişi olup olmayacağı merak ediliyor. Öte yandan, darbe girişimi sırasında Türkiye'de bulunan ve darbeyle ilişkili olabilecek isimlere dikkat çekilmişti. Bunların arasında o dönem İncirlik'te üs komutanı olan Albay John Walker da bulunuyor. Bir diğeri o dönem ülkesinin Türkiye'deki en üst düzey temsilcisi konumunda olan ABD Büyükelçisi olan John Bass'tı. Her ikisinin de Türkiye'deki görevi darbe girişiminin ardından son buldu. Ayrıca yine o dönem CIA Ankara Şefi olarak göre yapan kişinin isminin de John Scout olduğu öğrenildi. Söz konusu John'un da mercek altına alınan isimlerden olduğu belirtildi.

Merak ediyormuş
Brunson hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianameye de giren mesajlara göre, John’un ismi ilk olarak 16 Eylül 2015’te geçiyor. Dan Slade saat 19.23’te gönderdiği mesajda, “Hassan’dan bir mesaj aldım. Bu hafta ABD’den bir çok kişi gelecekmiş. Karşılaşma ve çatışma olacağını söylüyor” ifadesini kullanıyor. Bunun üzerine Brunson, “Hat çok çekmeyen bir yerdesin sanırım. Hassan ile görüştün mü? Acaba bu onunla anlaştığımızdan sonra mı oldu? Bu iptal edeceğimiz anlamına mı geliyor?” karşılığını veriyor. Konuşmanın devamında ise Slade, şu mesajları gönderiyor: “Bilgiyi mesaj ay yıl. Tekrar ertelememiz gerek gibi görünüyor. Aramadan ziyade mesaj atalım. John o zaman ne yapacağımızı merak ediyor.”

(Yeni Şafak)

21 Ağustos 2018 Salı

Harp Akademileri davasında karar çıktı

Harp Akademileri'ndeki darbe faaliyetlerine ilişkin davada, 35 sanık ağırlaştırılmış müebbet, 67 sanık da müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Harp Akademileri Komutanlığı'ndaki faaliyetleri ile dönemin Akademi Komutanı Korgeneral Tahir Bekiroğlu'nun kaçırılarak cezaevine konulmasına ilişkin, biri firari 126 sanığın yargılandığı davada, "anayasayı ihlal" suçundan 35 sanığın ağırlaştırılmış müebbet, 67 sanığın ise müebbet hapis cezasına çarptırılmasına karar verildi.

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki binada yapılan 51. duruşmada, Mahkeme Başkanı Kemal Selçuk Yalçın 142 sayfalık kararı yaklaşık 2 saatte okudu.

Mahkeme heyeti, "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan 35 sanığa ağırlaştırılmış müebbet, 67 sanığa ise müebbet hapis cezası verilmesine hükmetti.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan sanıklar arasında dönemin Kara Harp Akademisi Komutanı Tümgeneral Selim Mert ile diğer tümgeneraller Hasan Nevzat Taşdeler, Recep Yüksel ve eski pilot üsteğmen Kerime Yıldırım da yer alıyor.

Mahkeme heyeti, 23 sanığın ise "anayasayı ihlal" suçundan beraatine karar verdi. Bu sanıklardan 10'u farklı suçlardan değişen oranlarda hapis cezasına mahkum edildi.

Ayrıca bazı sanıklar, "kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak", "haksız arama", "nitelikli yağma" suçlarından değişen oranlarda hapis cezasına çarptırıldı.

Duruşmada, firari sanık eski binbaşı Zafer Özleblebici'nin dosyasının ise ayrılmasına hükmedildi.

7 Ağustos 2018 Salı

FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin yeni görüntüler ortaya çıktı

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi esnasında Etimesgut'taki Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığında yaşananlara ilişkin yeni görüntüler ortaya çıktı.

http://www.borsagundem.com/video-galeri/fetonun-darbe-girisimine-iliskin-yeni-goruntuler-ortaya-cikti-video/1333079

6 Ağustos 2018 Pazartesi

Erdoğan'ın talimat verdiği müze için ilk kazma vuruldu

Beştepe'deki Şehitler Abidesi'nin yanına inşa edilecek 15 Temmuz Müzesi için Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından ilk kazma vuruldu
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yapılması talimatını verdiği Beştepe 15 Temmuz Müzesi için ilk kazma vuruldu. Müze, Cumhurbaşkanlığı’nın karşısındaki Şehitler Abidesi’nin yanındaki alana inşa ediliyor.

250 ŞEHİT İÇİN ÖZEL BÖLÜM

15 Temmuz gecesi yaşananlar, modern müzecilik teknikleriyle anlatılacak. Hazırlanacak özel alanda bazı ışık ve ses efektleri, görüntüler de kullanılacak. Müzede, 15 Temmuz gecesi darbecilere karşı koyarken şehit olan 250 vatandaş için de özel bölümler hazırlanacak. 250 şehidin hayat hikayelerinin de anlatılacağı müzede, şehit ve gazilerin bazı özel eşyaları, 15 Temmuz gecesi zarar gören bazı araçların da sergilenmesi planlanıyor.

TERÖR ÖRGÜTLERİ KUKLALARLA ANLATILACAK

Müzede, Türkiye’nin yıllardır mücadele ettiği terör örgütleri de özel bir alanda anlatılacak. FETÖ, PKK-PYD/YPG, DEAŞ kuklalarla sembolize edilecek. Müze içerisindeki sergi alanlarında Erdoğan’ın sık sık vurguladığı “tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek devlet” ilkesi vurgulanacak.

YEŞİL ALANLA UYUMLU TASARLANDI

Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılacak müze, proje alanındaki yeşil alanla uyumlu bir şekilde tasarlandı. Kapalı alanları zemin altında planlanan müze, daha çok açık alanlardan oluşacak. Ağaçlar arasında yapılacak yürüyüş yollarında 15 Temmuz ile ilgili çeşitli sunumlar yapılacak. Müzenin, 15 Temmuz darbe girişiminin 3. yıldönümüne açılışının yapılması hedefleniyor.

5 Ağustos 2018 Pazar

Şehit Erol Olçok davasında gerekçeli karar tamamlandı

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi 15 Temmuz Şehitler Köprüsü davasına ilişkin gerekçeli kararını tamamladı. Köprüdeki katliam emrini veren iki eski subay tüm şehitlerin ölümünden sorumlu tutuldu.
15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde aralarında reklamcı Erol Olçok ve oğlu Abdullah Tayyip Olçok'un da bulunduğu 34 kişinin şehit olduğu olaylara ilişkin 133'ü tutuklu, 143 asker hakkında açılan davada geçtiğimiz ay karar çıktı. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararda, ikisi 35 kez olmak üzere 72 sanık ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı. 22 sanığı da "Anayasayı ihlal suçuna yardım" suçundan 17 yıl 6'şar ay hapis cezasına çarptıran mahkeme, 44 sanığın ise beraatlarına karar verdi. Mahkeme gerekçeli kararın yazımını tamamladı.

Gerekçeli kararda özellikle köprüde katliam talimatı veren eski Yarbay Turgay Ödemiş ve eski Binbaşı Ahmet Taştan'ın tüm şehitlerin vefatından sorumlu tutuldukları ve 35 kez ağırlaştırılmış hapse mahkum oldukları kaydedildi. İki eski komutanım katliamı nasıl gerçekleştirdiklerine ilişkin detaylı açıklamalarda bulunuldu.

44 sanığın beraat edilmesiyle ilgili önemli ayrıntılar yer alırken, 44 sanığın neden beraat ettiği tek tek anlatıldı. Hatice Tül Kübra Çiftçi ile Safiye Bayat isimli müştekilerin köprüde bulunan ön saftaki askerlerin yanına gidip 'Darbe yapıyorsunuz teslim olun' şeklindeki uyarısına dikkat çekilen gerekçede bu uyarıdan önce ve sonra askerlerin nasıl davrandığı incelenerek hüküm verildiği vurgulandı.

İFADELER DOĞRULADI

Gerekçeli kararda Şehitler Köprüsü'ne giderken yolda teslim olan 1 tankın içerisindeki personeller ele alındı. Tankta yer alan 5 sanığın darbe girişimine fonksiyonel bir katkıda bulunmadıklarının tanık polis ve vatandaşların ifadeleri ile ortaya çıkarıldı.

KÖPRÜYE GİTTİKLERİNİ ANLADILAR

Gerekçeli karara göre tankın araç komutanı Yunus Emre Köse ile diğer 4 sanık siber saldırı olduğu iddiasıyla kışladan çıktılar. 4 sanıktan Mustafa Bulut darbe girişiminden telefonu aracılığıyla haberdar oldu ve tank komutanı Yunus Emre Köse'ye haber verdi. Bunun üzerine bölük komutanı ile yapılan telsiz konuşması üzerine Boğaziçi Köprüsü'ne gittiklerini anlaşıldı.

TESLİM OLDULAR

Bu süreçten sonra aralarında konuşarak ilk gördükleri polis noktasında teslim olmayı kararlaştırdılar. Bu karar uyarınca Göztepe Köprüsü yakınlarındaki sivil araç sürücülerinden önlerini kesmelerini istediler. Yakınlarına gelen 2 polis memuruna kendilerini teslim almaları gerektiğini söylediler. Polis memurları da 5 şüpheliyi kontrol altına alarak emniyete götürdü. Gerekçeli kararda 5 sanığın da darbe girişimini anladıkları andan itibaren polislere teslim olma istekleriyle anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs eylemini işlemedikleri, böylece darbe suçunun oluşmadığı vurgulandı.

Beraat eden 14 askerin de ateş ettiklerine ilişkin ne bir kriminal raporun, ne görüntü ne de herhangi bir beyanın olmadığı anlatıldı. Gerekçeli kararda bu 14 sanığın darbeye iştirak veya yardım ettiklerine dair herhangi bir delile ulaşılamadığı ifade edilerek darbe suçundan beraat ettiklerine değinildi. Beraat eden 2 askeri araç sürücüsünün de sadece verilen emirlere riayet ederek yola park ettikleri, iki sanığın da sivil kıyafetli olmaları ve silahlı olmamalarının darbe girişimine iştirak etmediklerini gösterdiği dile getirildi.

MÜHİMMATSIZ ÇIKTILAR

Köprüye ilerleyen ZPT'de bulunan 2'si rütbeli 4 sanığın ise darbeden haberdar olmaları halinde kışladan mühimmatsız olarak ayrılmalarının mümkün olmadığı ifade edilen gerekçeli karara göre, sadece bir kutu mühimmatla çıkış yapan sanıkların darbeyi bilmeyerek kışladan ayrıldıkları ifade edildi. Sanıkların savunmalarının eylemleriyle uygunluk gösterildiği vurgulanan kararda, özellikle 2 rütbelinin kendilerini köprüdeki vatandaşların şehit olmasına neden olan komutan Ahmet Taştan'ın kontrolünden uzakta tuttuğu, tüm personellerinin silahlarını topladıkları, tuvalet ihtiyacı harici erlerin dışarı çıkmasını engelledikleri anlatıldı.

UYARILMADAN ÖNCE ATEŞ ETMİŞLER

O gece köprüde olan ve beraat eden 9 er'in de darbe teşebbüsünü davanın müştekilerinden Kübra Hatice Çiftçi ve Safiye Bayat'tan öğrendikleri, öncesinde havaya ateş ettikleri ifade edildi. Sanıkların bir çoğunun mühimmatsız bir şekilde araçta beklediği, bir kısmının silahının olmadığı, komutanları sanık Sezai Engin'in talimatıyla tanka bindirildikleri belirtildi.

1 erin tankta doldurucu olarak görevlendirildiği, darbeyi bilerek gittiğine dair delilin elde edilemediği anlatılan gerekçeli kararda, sanığın tank içerisinde pasif olarak beklediği ve suç kastı olmadığı yönünde vicdani kanaat oluştuğu anlatıldı. Diğer beraat eden 1 er'in de aynı şekilde tankta doldurucu olduğu, tankın hiç ateş etmediği kaydedildi. Diğer beraat eden askerlerin de darbe girişimine katkı sağlayacak şekilde bir eylemlerinin bulunmadığı dile getirildi. Beraat eden bir Hava Harp Okulu öğrencisinin ise köprüden kaçarak darbecilerle birlikte hareket etmediği gerekçeli kararda yer aldı.

1 Ağustos 2018 Çarşamba

Darbe girişimi soruşturmasında kritik tespit

FETÖ/PDY’nin 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimini Akıncı Üssü’nde yöneten sivil imamlardan Hakan Çiçek’in, telefon hattının ilk kez Pensilvanya’da kullanıldığı ortaya çıktı
Darbe girişiminin ardından soruşturmanın merkezi olan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu ve Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nce, darbecilerden ele geçirilen dijital dokümanların incelenmesi için 12 kişilik özel ekip kuruldu. Bu ekibin çalışmaları sonucu Akıncı Üssü çevresindeki arazide bulunan, örgütün sivil imamlarından Kemal Batmaz ile Hakan Çiçek’e ait olduğu belirlenen cep telefonlarında, darbe girişiminin emir ve talimatının FETÖ elebaşı Gülen tarafından verildiğine yönelik delillere ulaşılmıştı. Bu kayıtlarda Çiçek’in, ’Eczacı Abdi’ kod adlı firari örgüt üyesi Abdullah Bayram ve telefonunda ’Hkn Ada Avukat’ olarak kaydedilmiş olan firari örgüt üyesi Hakan Serbest aracılığıyla Gülen’le, cep telefonundan çeşitli programlarla bağlantı kurduğu belirlenmişti.

PENSİLVANYA’DA OLDUĞUNU BELİRLEDİ

Savcılık, Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde Akıncı Üssü davasında yargılanan Hakan Çiçek’in, kullandığı telefon hattının 7 Mart 2016 yılında aktive edildiği belirledi. Çiçek’in telefonunun incelemesi sonucu oluşturulan raporda, "03.07.2016 tarihinde saat 00.02.36’da ve diğeri aynı gün 00.02.35’de ABD ülkesi Pensilvanya eyaletinde terör örgütünün merkezi olarak kullanılan ve örgüt elebaşı Fetullah Gülen ile merkez komitenin barındığı binaya ait koordinatlar olduğu, yine o anda çekilen fotoğraf ve video dosyalarının da aynı yeri gösteren koordinatlarla eşleşerek kaydedildiği tespit edilmiştir. Buradan da sanığın ele geçirilen cep telefonu ilk olarak ABD ülkesi Pensilvanya eyaletinde terör örgütünün merkezi olarak kullanılan ve örgüt elebaşı Fetullah Gülen ile merkez komitenin barındığı çiftlik evinde aktive edildiği anlaşılmıştır" tespitine yer verildi.

DARBE GİRİŞİMİNDEN ÖNCE ’MASAL KAFE’DE

Telefon incelemesinde Çiçek’in, 25 Haziran 2016’da örgüt üyelerinin sık sık gittiği Pensilvanya’daki ’Masal Kafe’ adlı yerde olduğu belirlendi. Raporda, Çiçek’in ABD’de bulunduğu farklı yerler ve ABD’ye giderken kullandığı Atatürk Havalimanı’ndan da koordinat bilgileri yer aldı. Savcılık, elde edilen bu bilgileri, Çiçek’in yargılandığı Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Çiçek, mahkemede verdiği ifadesinde darbe girişimi ile ilişkisi olmadığını, 15 Temmuzgünü Akıncı Üssü’ne, sahibi olduğu okula öğrenci bulmak için gittiğini söylemişti.

16 Temmuz 2018 Pazartesi

Moskova Büyükelçiliği'nde 15 Temmuz anıldı

Moskova Büyükelçiliği, 15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümüne özel bir anma töreni düzenledi
15 Temmuz darbe girişiminin ikinci yıldönümü için anma etkinlikleri Türkiye genelinde devam ederken Moskova Büyükelçiliği'nde de bir tören düzenlendi. İtas Tass ajansı, Türkiye'nin Moskova Büyükelçisi Hüseyin Diriöz, 2 yıl önce 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Rusya'nın Ankara'ya verdiği desteklerinden dolayı şükranlarını ilettiğini duyurdu.

Rus resmi haber ajansı TASS'a konuşan Büyükelçi Diriöz konuyla ilgili şunları kaydetti: "Rusya darbecilerin yasadışı eylemlerini kınayan ve meşru yönetime destek veren ilk ülkelerden biriydi. Türkiye bundan dolayı Rusya'ya teşekkür ediyor."

Türkiye'nin Moskova Büyükelçiliği'nin Twitter hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeler kullanıldı:

"Hain FETÖ darbe girişiminin ikinci yıldönümünde Büyükelçiliğimizde düzenlediğimiz Demokrasi ve Milli Birlik Günü programında vatandaşlıklarımızla biraraya gelerek aziz şehitlerimizi rahmetle andık."

Buarada AA'nın haberine göre, Moskova'da 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü nedeniyle anma töreni yapıldı.

Türkiye'nin Moskova Büyükelçiliğindeki törende, Anadolu Ajansının (AA) FETÖ'nün hain darbe girişimini adım adım anlatan video klibi ve fotoğrafları slayt şeklinde gösterildi.

Tören salonunda AA muhabirlerinin darbe girişimine ilişkin çektiği fotoğraflar da sergilendi.

Türkiye'nin Moskova Büyükelçisi Hüseyin Diriöz, yaptığı konuşmada, kendilerinin görevinin bir yandan FETÖ ihanet şebekesi ile mücadele ederken, diğer taraftan da bu mücadelenin haklılığını tüm dünyaya daha iyi anlatmak olduğunu vurguladı.

Diriöz, "Başta Dışişleri Bakanlığı olmak üzere ilgili bütün kurum ve kuruluşların gayretleri ile dünya kamuoyu her geçen gün bu hain terör örgütünün gerçek yüzünü daha iyi görmektedir. Rus dostlarımızın bu konuda gösterdiği hassasiyeti takdirle karşılıyoruz." ifadelerini kullandı.

Ayrıca Vatan Milletlerarası Ahıska Türkleri Cemiyeti mensubu bir grup, ellerinde Türk ve Rus bayraklarıyla büyükelçilik binası önüne gelerek 15 Temmuz şehitleri için büyükelçilik tabelasının altına karanfil bıraktı.



ABD medyasında tam sayfa FETÖ uyarısı

TASC, 15 Temmuz darbe girişiminin 2. yılı sebebiyle ABD'nin en saygın gazetelerinden birisi olan Washington Post'a tam sayfa ilan vererek FETÖ hakkında uyarılarda bulundu
ABD'de 150'ye yakın Türk-Amerikan sivil toplum kuruluşunu bir araya getiren Türk-Amerikan Yönlendirme Komitesi (TASC), Washington Post gazetesine verdiği tam sayfa ilanda gazetenin okurlarına FETÖ hakkında uyarılarda bulundu ve elebaşı Gülen'in iadesini istedi.

TASC, 15 Temmuz darbe girişiminin 2. yılı sebebiyle ABD'nin en saygın gazetelerinden birisi olan Washington Post'a tam sayfa ilan vererek FETÖ hakkında uyarılarda bulundu.

İlanda, 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında Ankara'da Meclis dahil olmak üzere çok sayıda devlet binasının hedef alındığına işaret edilerek, Türk halkının darbecilere karşı sokaklara çıkarak tanklara müdahale ettiğini ve 250'den fazla kişinin şehit edildiği ve iki binden fazla kişinin ise yaralandığı hatırlatıldı.

Darbecilere emirlerin ABD'nin Pennsylvania eyaletine bağlı Saylorsburg kasabasında yaşayan elebaşı Gülen tarafından verildiğini belirtilen ilanda, Gülen, New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'ne 1993'te düzenlenen saldırıdan dolayı ABD'de tutuklu bulunan Şeyh Ömer Abdurrahman'a benzetildi.

İlanda, Şeyh Ömer Abdurrahman'ın hakkındaki suçlamalardan dolayı tutuklandığı, FETÖ elebaşı Gülen'in ise yargı karşısına henüz çıkmadığı kaydedildi.

Amerikalılardan Gülen'in iadesi için baskı yapmaları çağrısında bulunulan ilanda, örgütün ABD'de düzenlediği programlar hakkında da okurlar uyarıldı.



15 Temmuz'un ikinci yıldönümünde milyonlar kenetlendi


http://www.finansgundem.com/foto-galeri/milyonlar-kenetlendi-galeri/1325750


Şehit Halisdemir'in babasından duygu dolu sözler

15 Temmuz hain darbe girişiminde kilit bir rol üstlenerek darbecilerin planlarını suya düşüren Şehit Ömer Halisdemir'in babası Hasan Hüseyin Halisdemir, " "Bize bu kadar Ömerler verdiği için yüce Rabbime şükrediyorum" dedi
Şehit Ömer Halisdemir'in babası Hasan Hüseyin Halisdemir ile kardeşi Soner Halisdemir, 15 Temmuz hain darbe girişiminin yıldönümünde Kocaeli'in Gebze ilçesinde halkla bir araya geldi. Hasan Hüseyin Halisdemir, "Bize bu kadar Ömerler verdiği için yüce Rabbime şükrediyorum. Allah'ım bize bir daha böyle bir gün göstermesin inşallah. Bu gençlerimiz bir daha böyle bir duruma girmesin" dedi.

15 Temmuz hain darbe girişiminde kilit bir rol üstlenerek darbecilerin planlarını suya düşüren Şehit Ömer Halisdemir'in babası Hasan Hüseyin Halisdemir ve kardeşi Soner Halisdemir, Gebze'de düzenlenen 15 Temmuz Anma Programı'na katıldı. Programın başlangıcında 15 Temmuz Destanı Resim Sergisi'nin açılışına katılan Hasan Hüseyin Halisdemir ve Soner Halisdemir, kendileri ile fotoğraf çektirmek isteyen vatandaşları da kırmadı. Hasan Hüseyin Halisdemir yaptığı konuşmada, "15 Temmuz geçeli 2 yıl oldu. Bütün Türkiye'yi dolaşmak istedim ve şimdi de sizlerin karşısındayım. 15 Temmuz geçtikten sonra bütün Türk milleti bizleri yalnız bırakmadılar. Tüm Türkiye'ye sonsuz teşekkür ediyorum. Ben bu değerli millete, bu değerli annelere güveniyorum. Bize bu kadar Ömerler verdiği için yüce Rabbime şükrediyorum. Sayın Cumhurbaşkanımıza çok teşekkür ediyorum. Ben devletimize güveniyorum. Şehitlerimize Allah'tan rahmet, gazilerimize acil şifa diliyorum. Allah'ım bize bir daha böyle bir gün göstermesin inşallah. Bu gençlerimiz bir daha böyle bir duruma girmesin" dedi.
Soner Halisdemir ise, "Çanakkale'de Başkomutanımız 57. Alay'a, 'Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum' diyor. Bu emrin üzerine dedelerimiz, atalarımız süngü takıp ölmeye gidiyor. 15 Temmuz'da aziz şehidimiz Ömer Halisdemir'e, Zekai Aksakallı komutanı diyor ki, 'Ömer oğlum, sana son bir görev veriyorum. Yolun sonunda şehadetlik var. Biliyorsun, seninle 20 yıllık bir hukukumuz var. Semih Terzi vatan hainidir. Onu karargaha girmeden öldür. Hakkını helal et' diyor. 'Emredersin komutanım. Helal olsun. Sen de helal et komutanım' diyor. Ondan sonra haini karargaha girmeden alnının ortasından indiriyor" diye konuştu.



81 ilde 90 bin camide sela

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü tüm Türkiye'deki camilerden sela okundu

15 Temmuz gecesi hain darbe girişiminde millete ihanete karşı birlik ruhu aşılamak ve manevi bir güç sağlamak için okunan selalar, FETÖ'nün darbe girişiminin 2. yılında tekrar okundu.

Saat 00.15'te aynı anda tüm yurtta 90 bin camide sela sesleri gökyüzüne yükseldi.

Bu arada, camilerin minarelerinde 15 Temmuz ile ilgili mahyalar yer aldı.



15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde tarihi anlar





















15 Temmuz'un yıl dönümünde ay yıldız yan yana

15 Temmuz'un yıl dönümünde gökyüzünde ay yıldız bayrakta olduğu gibi yan yana geldiler
Bundan 2 yıl önce FETÖ'cü hainler Türkiye'nin birliğine bütünlüğüne kast etmeye çalıştılar.

Ancak milletin duruşu onları engelledi ve darbe girişimi başarısız oldu.

GÖKYÜZÜNDE ANLAMLI GÖRÜNTÜ
O girişimin 2. yıl dönümünde gökyüzünde ise ay ve yıldız bayrağımızda olduğu gibi yan yana geldi.



Erdoğan: 15 Temmuz tüm Türkiye'nin zaferidir

Vatandaşlar 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne akın etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan burada vatandaşlara seslendi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Buluşması'nın gerçekleştirildiği 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a eşi Emine Erdoğan, torunları, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, AK Parti Sözcüsü Mahir Ünal eşlik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan Şehitler Anıtı'nı da beraberindekilerle ziyaret ederek dua etti.
KÜRSÜYE ‘BİL OĞLUM’ TÜRKÜSÜ EŞLİĞİNDE ÇIKTI

Cumhurbaşkanı Erdoğan kürsüye “Bil Oğlum” türküsü eşliğinde çıktı. Alanı dolduran milyonlarca vatandaş, türküye hep birlikte eşlik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmak için türkünün bitmesini bekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle;

Bu vesileyle bir kez daha FETÖ'cü alçaklar karşısında kanlarıyla destan yazan ezanımıza, bayrağımıza sahip çıkan tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Gazilerimize cesaretleri ve fedakarlıkları için ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyor Allah'tan uzun ömürler diyorum.

"HİÇ BİR ZAFER ALTIN TEPSİDE SUNULMAZ"

Aziz kardeşlerim bugün hem derin bir kederi hem de büyük bir gururu aynı anda yüreğimizde hissediyoruz. Bir taraftan 251 vatandşımızın bir gecede kaybetmenin hüznünü tekrar yaşarken diğer taraftan da eşine az rastlanan bir direnişe imza atmanın gurununu yaşıyoruz. Şüphesiz hiçbir zafer altın tepside sunulmaz. Fetih sancağı kolayca burca dikilmez. Bedel ödemeden hiçbir başarı elde edilmez. Tarihimiz boyunca kazandığımız her zaferin gerisinde fedakarlık var. Azim, dirayet ve cesaret vardır. Bunu özellikle Çanakkale Zaferimizle İstiklal harbimizle çok yakından şahit oluyoruz.

"BU MİLLETİN BİR FERDİ OLMAKTAN İFTİHAR EDİYORUM"

Silah ve bomba seslerinin gecenin karanlığını deldiği o gece Türk milleti, cesareti ve mücadelesiylşe bu topraklar Çanakkale ruhunun halen diri olduğunu göstermiştir. FETÖ'nün ölüm kusan silahları karşısında milletimiz candan kimi zaman canından daha çok önem verdiği evlatlarından vazgeçmiştir. Ancak vatanına namahrem elin değmesine müsaade etmemiştir. 100 sene önce Anadolu'yu işgalcilere vermeyen kahramanın torunları 15 Temmuz'da da FETÖ'cü alçaklara bugün üzerinde toplandığımız şu köprüyü dar etmiştir. Ben bu milletin bir ferdi olmaktan iftihar ediyorum.



"15 TEMMUZ TÜM TÜRKİYE'NİN ZAFERİDİR"

İnşalllah efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldiğimiz bu yolda çok daha hizmetler vereceğiz. 15 Temmuz Türk milletinin yeniden direlişinin yeniden şahlanışının adıdır. Bu mücadelenin ve zaferin sahini 81 milyonun tamamıdır. Şu anda 81 vilayette tören yapılıyor. 15 Temmuz tüm Türkiye'nin zaferidir. 15 Temmuz bizimle beraber adalet ve özgürlük mücadeesi veren tüm mazlumların zaferidir.

Kardeşlerim nasıl istiklal harbimiz ülkemizde yeni bir başlangıçsa 15 Temmuz zaferimzide yeni kapılar araladı. 15 Temmuz gecesi dökülen şehit kanları bağımsızlığın uyanı sıra milletimizin kardeşliği pekiştirmesine neden oldu.

7 Ağustos tabii orada Sayın Bahçeli ile başladığımız yürüyüşü Cumhur İttifakıyla devam ettirdik. Yurt dışında da özellikle PKK uzantılarına karşı başarılı operasyonlar gerçekleştirdik. Önce Fırat Kalkanı Harekatı daha sonra Zeytin Dalı operasyonuyla ile ülkemizde beliren tehdidi kaynağından bertaraf ettik.

Zeytin Dalı'nda 4 bin 600'e yakın teröristi yok etti. İçerde bin 400'e aşkın teröristi etkisiz hale getirdik. Ne dedik inlerine gireceğiz. İnlerine girmeye devam ediyoruz. Nereye giderlerse gitsinler bu milletin huzurunu kaçıranlar karşılarında bizleri bulacak. Ülke hudutlarımız içerisinde artık sabotajlara karartma eylemlerine maruz kalmadan tüm terörle çok başarılı mücadele yürüttük.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile milletimi büyük bir hayalle buluşturduk. Tarihi değişimle Türkiye demokrasine çağ atlattık. Tüm bu gelişmelerle inşallah darbe defterini bir daha açılmamak üzere kapattık. Kardeşlerim yıl dönümleri aynı zamanda muhasebe günlerdir. Ülke millet ve devleti yönetenler olarak 15 Temmuz gecesi ve sonrasında yaşadıklarımızdan çok ders çıkardığımıza inanıyorum.



"ONLARI ASLA UNUTMAYIZ, UNUTTURMAYIZ"

Biz millet olarak derin bir hafızaya sahibiz. Onları asla unutmayız, unutturmayız. Onun için 15 Temmuz asla unutulmayacak ve unutturmayacağız. O bizim için tarihe kayıttır. O gece bizim için dua edenlerle FETÖ'nün başarısı için gayret edenleri hiçbir zaman unutmayacağız.  Darbe teşebbüsünün ilk anlarından itibaren demokrasiye destek verenlerle cuntacıların yanında yer alanları asla aynı kefeye koymayacağız.

"KİMİN NEREDE, NASIL TAVIR TAKINDIĞINI ÇOK İYİ BİLİYORUZ"

Hele hele ülkemizden kaçan darbecilerin ilkesizlikleri asla hafızamından silenmeyecektir. Kimin nerede nasıl tavır takındığını çok iyi biliyoruz. Umutlarını FETÖ'cü cuntaya bağlayanların nasıl öfkelendiklerini biliyoruz. İlişkilerimizi belirlerken diğer konular yanına darbe teşebbüsüne karşı tavrı da dikkate aldık. İşte Azerbaycan'dan geldi Ukrayna'dan iki tane arka arkaya geldi. Takip ediyoruz gelecekler. Pensilvanya'daki melunun büyük bir gizlilik içinde büyüttüğü ahtapotun kollarını kestik bu böyle biline.

"BÜYÜK ÖLÇÜDE ÇÖKERTTİK"

Son 2 yılda örgütün devlet iş dünyası, bürokrasi, medya ve sivil toplum alanlarındaki yapılanmalarını büyük ölçüde çökertik. 16 ülkede örgütün okul adına açtığı fitne yuvalarını kapattık.

Ülkemizde devam eden davalar yavaş yavaş neticenlenmeye başladı. Suçlular titizlikle belirlenerek o gece ülkemize ihanet eden milletimize kurşun çıkan hainler en ağır cezalara çarptırılıyor.

"ÇOK YAKINDAN ŞAHİT OLDUK"

Tabii bunların hepsi müzakere masasında. Müzakare edeceğiz. Şehitlerimizin ve gazilerimizin kanını asla yerde bırakamayız. Değerli kardeşlerim bakınız bu çerçevede darbecilerle anlaşıp tankların arasından sıvışanları unutmuyorsak Yeşilköy'de havalimanında tankların arasından çıkıp Bakırköy Belediyesi'ne gidenleri unutmadık, unutmayacağız. O tarihi gece boyunca gözlerimizi yaşartan göğsümüzü kabartan birçok kahramanlık hikayesine şahit olduk. Milletimizin bağımsızlığı için neleri göze alacağına çok yakından şahit olduk.



"ASLA UNUTMAYACAĞIZ"

Lastikleri ne yapıyor orada tankların önüne koyuyor. Şehit edileceğini bildiği halde darbecilere meydan okuyan Ömer Halisdemirleri 16 yaşında babasıyla beraber şehadete yürüyen Abdullah Tayyip Olçakların, Gölbaşı'da 52 harekat polisimizi asla unutmayacağız. Türkan kardeşimizi nicelerini ellerine bayraklarla sabaha kadar dua eden ak saçlılarımızı hiçbir zaman hafızamızdan çıkarmayacağız. 15 Temmuz bize şu hakikati bir kez daha gösterdi. Bu millet asil bir millettir. Bu millet cesur bir millettir. Bu millet kahraman bir millettir. Bu millet hürriyetine canı pahasına sahip çıkan bir millettir.

DAKİKA DAKİKA YAŞANANLAR
21:45: 15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü Buluşması'nda şehitler için dua edildi.
21.40: Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü  Buluşması için 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ndeki Şehitler Makamına geldi.

21:38: Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne yürüyor.

21:33: Cumhurbaşkanı Erdoğan Kısıklı'daki evinden ayrıldı.

21:15: Dev ekrana fotoğrafları yansıtılan 15 Temmuz şehitlerinin isimleri okundu. Vatandaşlar "Burada" diye karşılık verdi.

PROGRAM SAYGI DURUŞU VE İSTİKLAL MARŞIYLA BAŞLADI

15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde düzenlenen 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Buluşması, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılacağı tören alanını, binlerce vatandaş ay-yıldızlı bayraklarla doldurdu. Şehitler anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu, ardından İstiklal Marşı okundu. Kasımpaşa Büyük Piyalepaşa Camisi İmamı İshak Danış, Kur'an-ı Kerim okudu.

Dev ekrana fotoğrafları yansıtılan 15 Temmuz şehitlerinin isimleri okunurken, vatandaşlar "Burada" diye karşılık verdi.

Bu arada Kısıklı'da bir araya gelen binlerce vatandaş da tekbir ve sloganlarla 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne yürüyüşe geçti. Bazı vatandaşlar da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kısıklı'daki konutundan çıkışının öncesinde sevgi gösterilerinde bulunmak üzere beklemeyi sürdürdü.







Yıldırım: 15 Temmuz'da ay-yıldızlı bayrağın altında toplandık

TBMM Başkanı Yıldırım: "15 Temmuz gecesi sokaklardaki vatandaşlarımız Alevi, Sünni, Türk, Kürt, Çerkez... Her bir mezhepten, meşrepten, her bir etnik gruptan herkes buradaydı. Ay yıldızlı bayrağın altında toplanan aziz milletimiz vardı" dedi
TBMM Başkanı Binali Yıldırım, "15 Temmuz Kızılay Milli İrade Meydanı"nda düzenlenen Demokrasi ve Milli Birlik Günü programındaki konuşmasına, "Tank, top, uçak, helikopter, mermi karşısında sadece ve sadece göğsündeki imanıyla, inancıyla darbeye karşı dimdik duran Ankaralılar." diyerek başladı.

Silahlı darbe girişimini bozguna uğratan Seğmenleri, haftalarca meydanı boş bırakmayarak Türkiye'nin istiklaline sahip çıkan kadınları selamlayan Yıldırım, Ankaralıların o gün memlekete sahip çıkma günü diyerek meydanı darbecilere teslim etmediğini söyledi.

FETÖ mensubu hainleri hezimete uğratan yediden yetmişe bütün vatandaşlara şükranlarını sunan Yıldırım, kahraman şehitlere Allah'tan rahmet, gazilere hayırlı uzun ömürler diledi.

"Dik duruşlarıyla bir destan yazdılar"

Darbe girişiminde 251 vatandaşın şehit, 2 bin 194 kişinin gazi olduğunu vurgulayan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şehit ve gazilerimiz o gece cesaretleriyle, dik duruşlarıyla bir destan yazdılar. Hiç şüphesiz şehitlerimiz, kalbimizdeki müstesna yerini mutlaka korumaya devam edeceklerdir. Her yıl 15 Temmuz şehitlerimizi anma günlerinde onları yad etmeye devam edeceğiz. Bugün Türkiye'nin dört bir yanında coşkuyla, gururla söylenen özgürlük türkülerinin gerçek bestekarı aziz milletimizin ta kendisidir.15 Temmuz gecesi sokaklardaki vatandaşlarımız Alevi, Sünni, Türk, Kürt, Çerkez, her bir mezhepten, meşrepten, her bir etnik gruptan herkes buradaydı. Sağcısı solcusu, zengini fakiri, muhalefeti iktidarı yoktu. Ay yıldızlı bayrağın altında toplanan aziz milletimiz vardı. 15 Temmuz'da aynı Çanakkale'de, İstiklal Savaşı'nda olduğu gibi bütün felaketler karşısında tek yürek, tek bilek olmuş iradesini bir avuç darbeciye çiğnetmeyen yüce Türk milleti vardı. Bu darbe girişiminde milletimiz tıpkı bin yıl önce Malazgirt'te olduğu gibi bu coğrafyayı vatan olarak sahiplenme konusunda tereddüt göstermemiştir."

Yıldırım, milletin 719 yıl önce Söğüt'te, 565 yıl önce İstanbul'da olduğu gibi büyük bir destan yazdığını, 100 yıl önce Çanakkale'de verdiği cevabın aynısını verdiğini ifade etti.

Milletin Kut'ül Amare ve Kocatepe'de nasıl durmuşsa 15 Temmuz'da da aynı asil duruşu sergilediğini anlatan Yıldırım, aziz milletin hangi karanlık güce dayanırsa dayansın iradesinin esir alınamayacağını bir kez daha cümle aleme gösterdiğini dile getirdi.

Hukuk devletinin, hak ve özgürlüklerin, milletin, ülkenin geleceğinin yanında yer alan demokrasi sevdalılarına bugün bu vesilesiyle bir kez daha şükranlarını sunan Yıldırım, "'Yürü millet yürüsün arkandan' diyordu şair. İşte demokrasi kahramanımız, şimdi de Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan o gece ay yıldızlı bayrak için yürüdü, millet yürüdü arkasından. O gece sizler meydana indiniz, ezanlarımız dinmedi, ay yıldızlı bayrağımız inmedi, Türkiye yenilmedi elhamdülillah." dedi.

Yıldırım, Türkiye'yi teslim alacağını zanneden hainlerin hüsrana uğradıklarını vurguladı.

"Hiçbir şehidimizin kanı yerde kalmayacak"

Darbe girişimin başladığı ilk andan itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve kendisinin an be an haberleşerek gerekli talimatları verdiklerini, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısıyla vatandaşların kadını, erkeği, çocuğu, yaşlısıyla meydanları doldurduğunu anlatan Yıldırım, şunları kaydetti:

"Bu ülkeyi, bu bayrağı kimsenin teslim alamayacağını dünya aleme ilan ettik. Allah milletimizden razı olsun. O gece Türkiye'ye sahip çıkan aziz milletimize şükranlarımızı bir kez daha ifade ediyoruz. Milletimize silah çekenler, vatandaşın üzerine tankla yürüyenler, helikopterle ateş edenlere hak ettiği cezayı mutlaka hukuk devleti içerisinde veriyoruz, vereceğiz. Emin olun, hiçbir şehidimizin kanı yerde kalmayacak. Bu alçaklar, hak ettikleri cezayı en ağır şekilde alıyorlar, almaya da devam edecekler. Darbenin, bu alçak kalkışmanın arkasında olan üst akılları da dünya alem bilsin ki ortaya çıkaracağız, Feto'nun, darbecilerin başından şehitlerimiz adına hesap soracağız. Türkiye, terör örgütleriyle önüne kurulan tuzakları birer birer bozarak Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde kutlu yürüyüşünü emin adımlarla devam ettiriyor. Bugünkü Türkiye 15 Temmuz gecesi Türkiye'sinden çok daha güçlüdür."

Türkiye'nin tüm illerinde ve ilçelerinde 15 Temmuz zaferini dua ve şükürle yad eden vatandaşlara selamlarını sunan Yıldırım, tek millet, tek bayrak, tek devlet, tek vatan olarak yolculuklarına devam edeceğini sözlerine ekledi.


Binali Yıldırım, TÜRKSAT'la ilgili bilgiyi ilk kez paylaştı

TÜRKSAT'taki 15 Temmuz töreninde konuşan TBMM Başkanı Binali Yıldırım, "Darbe ve vesayet defteri 16 Nisan halk oylamasıyla kapanmıştır" dedi. Yıldırım, TÜRKSAT'la ilgili bir bilgiyi de ilk kez paylaştı
Binali Yıldırım'ın açıklamalarından satır başları:

Hain FETÖ terör örgütü 15 Temmuz günü ipini elinde bulunduranların telkiniyle ülkemizde büyük bir ihanet girişimini başlattı. Ülkemizin istiklal ve istikrarını gasp etmeye çalıştı. Bayrağımızı, demokrasimizi hainlere teslim etmeyen milletimiz şehirlere adeta sel olup aktı.

Değerli kardeşlerim FETÖ alçak terör örgütünün öncelikli amaçları önceki darbe girişiminde olduğu gibi iletişim alt yapısını çökertmekti. Böylelikle vatandaş bilgi alamayacak ve darbeye karşı direniş sağlanamayacaktı.

Bu amaçla FETÖ terör örgütü, tam da burada TÜRKSAT'ı hedef aldı. Amaçları Türkiye'deki bütün yayınları durdurmak. Ancak bilmedikleri hesap edemekleri bir şey var sadece TÜRKSAT 1A ve 1B'ye hizmet eden sembolize anten var. Herhalde dediler ki al aşağı edersek işi bitirmiş oluruz. Halbuki alçaklar teknolojinin bu kadar geliştiğini hesap edemediler. Allah plan yapanların en hayırlısıdır.

İLK KEZ AÇIKLADI

Bunu burada ilk kaz açıklıyorum. O günkü genel müdüre dedim ki eğer buraya bir şekilde saldırı olursa biz bu yayınların devam etmesini nasıl sağlarız? Bir tedbiriniz var mı? O zaman yok dediler, o halde derhal bir tedbir alacaksınız dedim. Sistem herhangi bir aksaklık olmadan çalışmalıdır. Darbecilerin genel uygulamasıdır.

O gecenin kahramanları arasında yazılı ve görsel medyanın sosyal medyanın katkılarını da gözardı edemeyiz.

Havadan buraları taramak suretiyle bombalar atmak suretiyle burayı etkisiz hale getirmeye çalıştılar. TÜRKSAT'ta çalışan arkadaşlarımızın akıllı tutumları sayesinde bu emellerine ulaşamadılar. Burada TÜRKSAT'ta çalışan 2 değerli arkadaşımızı kaybettik. Görevi başından ayrılmayarak vatanı uğrunda canını veren bu kardeşlerimize ayrıca bütün şehitlerimize rahmet eylesin. Vatan savunmasında teröre karşı mücadele eden şehitlerimize de Allah rahmet eylesin.

Bu darbenin bastıırlmasının en önemli faktörlerinden biri de az önce de söylediğim gibi milletin iletişim kanallarının ortadan kaldırılamaması. Biliyorsunuz FETÖ'cüler diğer bir adres olarak TRT'yi seçtiler. Korsan duyurularını yapmaya başladılar. Ancak TÜRKSAT o esnada yedek sistemi devreye sokarak TRT'yi yayından çıkardı. Böylece darbecilerin emelleri kursağında kaldı. Bütün gece kanallar yayına devam etti, vatandaşlarımız sağlıklı bilgi alma imkanına kavuştu.

Değerli kardeşlerim darbe ve vesayet defteri 16 Nisan halk oylamasıyla kapanmıştır. Cumhuriyet tarihinden beri devam eden parlamenter sistem, vesayeti çift başlılığı önleyememiş, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra bu sistemin değiştirilmesi yönündeki irade çok daha belirgin hale gelmiştir. Cumhurbaşkanlığı sistemiyle artık tek ve yegane vesayet sahibi aziz milletimiz olmuştur. Şimdi artık Türkiye'de şahlanma zamanıdır. Bundan sonraki dönemde de Türkiye'nin istikbali aydınlık olacaktır.



Pensilvanya semalarında ilginç görüntü

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in yaşadığı Pensilvanya semalarından ilginç bir görüntü yansıdı. Gülen'in malikanesinin üstünden geçen uçaklar, 'Gülen'i iade edin' yazılı pankartlar dalgalandırdı
15 Temmuz'daki FETÖ'nün hain darbe girişimi sırasında şehit düşen Ömer Halisdemir başta olmak üzere, ellerinde 15 Temmuz şehitlerinin fotoğrafları ve Türk bayraklarını taşıyan vatandaşlar, terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen’in iadesini istedi.

TASC adına konuşan Türk iş adamı Murat Güzel, FETÖ’nün sadece Türkiye’nin değil, aynı zamanda ABD’nin de sorunu olduğunu belirterek, "Her geçen gün ABD vatandaşlarının FETÖ hakkındaki endişeleri artmaktadır." dedi. TASC Başkanı Halil Mutlu da FETÖ kampı önünde gösteri düzenlemek için izin sorunu yaşadıklarını aktardı.

YEREL YETKİLİLERDEN PROTESTO İÇİN İZİN ENGELİ

Kasabanın yerel yetkililerinin gösteri için izin vermediğini anlatan Mutlu, "TASC bu gösterinin geniş kapsamlı bir organizasyon olması için çalışırken maalesef izin almakta sorunlar yaşadı. Biz insanları buraya getirmek için organizasyonumuzu yapmıştık fakat güvenlik güçlerinin engeline takıldık. Sadece kampın önünde küçük bir yürüyüşe müsaade edildi." diye konuştu.

Türk Amerikan Birliği adına açıklama yapan Savaş Şahin de Gülen’in bir an önce Türkiye’ye iade edilmesi gerektiğini belirterek, 15 Temmuz hain darbe girişiminde şehitlerin katili olduğunu vurguladı.

ABD’de Türk toplumunun FETÖ’ye karşı birlik içerisinde olduğuna işaret eden Şahin, "Gülen iade edilene kadar bu protestolar devam edecektir." dedi.

FETÖ KAMPI ÜZERİNDE PANKART TAŞIYAN UÇAKLAR UÇTU

FETÖ kampı önünde gösteriler devam ederken, TASC tarafından organize edilen ve arkasında pankartlar asılı olan 3 uçak, kampın bulunduğu kasaba üzerinde 3 saat boyunca uçarak, kasaba halkını FETÖ hakkında bilgilendirdi.

Pankartlarda İngilizce "Gülen 251 masum insanın canına kastettiği için aranıyor." ile "Gülen 15 Temmuz’u organize etti.” ve "Gülen’i iade et, suçunu itiraf etti" ifadeleri yer aldı.

Uçakların uçtuğu anlarda FETÖ kampının Amerikalı korumaları fotoğraf çekerken, güvenlik nizamiyesinden çıkan yüzünü gizleyen bir FETÖ üyesi de elindeki cihazla uçaklara lazer tuttu.



ABD'den 15 Temmuz mesajı

ABD Dışişleri Bakanlığından, "Menfur başarısız darbe girişiminde ölen ve yaralananların ailelerine en derin taziyelerimizi sunuyoruz. Başarısız darbe girişimi demokrasiye bir saldırıdır." değerlendirmesinde bulunuldu

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert'in yazılı açıklamasında, "İki yıl önce menfur başarısız darbe girişiminde yaklaşık 250 Türk vatandaşı hayatını kaybetti ve binlerce kişi de yaralandı. Ölenlerin ve yaralananların ailelerine en derin taziyelerimizi sunuyoruz." ifadelerini kullandı.

ABD'nin Türkiye'deki demokrasi kurumlarının yanında olduğunu vurgulayan Nauert, "Başarısız darbe girişimi, demokrasiye bir saldırıdır ve demokrasinin korunması için azim ve temel özgürlükleri korumanın gerekli olduğuna ilişkin çarpıcı bir hatırlatmadır." açıklamasını yaptı.


Erdoğan şehit ailelerine hitap etti

Erdoğan, öğle yemeğinde şehit ailelerine hitap etti. Erdoğan, FETÖ'ye dikkat çekerek, "Bu FETÖ'nün arkasından gelenler bitmez. Onların girdiği bütün hücreleri keşfederek söküp atacağız" ifadelerini kullandı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde şehit aileleri ve gazilere düzenlediği öğle yemeğinde yaptığı konuşmada, "Bu FETÖ'nün arkasından gelenler bitmez. Onların girdiği bütün hücreleri keşfederek söküp atacağız. Durmak yok, yola devam edeceğiz" dedi.

Erdoğan, 15 Temmuz'un bir daha yaşanmaması için eğitim ve öğretime önem verdiklerini vurgulayarak, "Cehalet okuma yazma bilmemek değil, tarihini, medeniyetini öğrenmemektir. Bize kendini bilecek, elif gibi dosdoğru olacak, gönüllere girecek nesiller lazım. Bunun için eğitim-öğretim konusunu önceliklerimizin en başına alıyoruz. Bizim hem ilmiyle, hem gönlüyle geleceğe yürüyen nesillere ihtiyacımız var. En büyük öğretmen sizsiniz" ifadelerini kullandı.

Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

"29 kardeşimizin şehit edildiği bu gazi mekana teşrifleriniz için hepinize teşekkür ediyorum. Hayatını kaybeden tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Şehitlerimizin siz kıymetli yakınlarına sabır ve metanet diliyorum.

Aslında bugün buradaki bu buluşma tüm şehit yakınlarımızla ve gazilerimizle birlikte olmak arzumuz çok büyük. Tabi bu salon 2 bin 500 kişiye hizmet veriyor, diğer kardeşlerimizle bir araya gelme fırsatımız olacak. Bu uğurda hayatını kaybeden ve gazilikle şereflenen kardeşlerimizin çokluğu bu buluşmaya imkan vermedi.

Kuran-ı Kerim'in şehitler için emri ve müjde en büyük teselli kaynağımızdır. Şehit ve gazi sayımızla mukayese edilemeyecek kadar teröristi ortadan kaldırdık. Terörle mücadele sınırlarımız içinde ve dışında böylesine büyük kayıplar verdirmek kesinlikle bizim tercihimiz değildir. Varlığımıza tehditler karşısında bu mücadeleye mecbur kalıyoruz. Asla başaramayacakları gün gibi aşikar olduğu halde, terör örgütlerinin ısrarla üzerimize saldırılmasının amaçlarından birinin bu olduğunu biliyoruz. Bu amaçla terörle mücadele stratejimizi değiştirdik. Artık tehdidin kapımıza dayanmasını beklemiyoruz. 15 Temmuz darbe girişiminden beri yaşadıklarımız bu kararlılığımızın ne kadar doğru olduğunu göstermiştir.

Sahada mesafe kat ettikçe, ülkemize patinaj yaptıranların gerçek yüzlerini görme imkanı bulduk. Diplomasi, siyaset, ekonomi gibi tuzakları da teşhis ediyoruz. Yeni yönetim sistemimizle karar alma ve uygulama mekanizmalarımızı tıkayarak Türkiye'yi istedikleri gibi yönelendirenlerin kozlarını aldık. İnşallah 2023 hedeflerimize ulaştığımızda her şey çok daha farklı hale gelecek.

Yaşadıklarımızdan ibret almak, aynı tuzaklara düşmemenin şartıdır. Bizim milletimizin karakterinde bu özellik vardır. 15 Temmuz gecesi darbe girişiminin maiyeti anlaşıldığında Adana'da yörük vatandaşlarımız toplanım, Ankara'daki hemşehrilerini arıyorlar. Diyorlar ki 'Gavur Ankara'yı bombalıyormuş, dayanın geliyoruz.' Bu anlayışın tarihimizde pek çok örneği mevcut.

15 Temmuz gecesi milletimizin sergilediği kahramanlığın sırrını keşfetmek isteyen asırlardır süren bu mücadeleye bakmalıdır. Biz bugünden geriye bakıp, Anadolu'nun kapılarını açan Sultan Alparslan'ı, Sultan Kılıçarslan'ı, Ertuğrul Gazi'yi, Osman Gazi'yi, Fatih Sultan Mehmet Hanı, Abdülhamid'i Sani'yi, Gazi Mustafa Kemal'i, Adnan Menderes'i tarihimizin diğer kahramanlarını yad ediyorsak, bugünün kahramanları da tarihe altın harflerle yazılacaktır.

Bizler terör örgütlerine karşı görevimizi yerine getirdik. Asıl hükmü verecek olan, milletimizin vicdanı ve tarihtir. Bunu unutturmamak için 15 Temmuz'u Milli Birlik ve Beraberlik Günü ilan ettik. Unutmayacağız, unutturmayacağız.

Ülkemizde ve bölgemizde yaşadığımız olaylardan çıkardığımız dersler konusunda daha çok çalışacağız. Bu FETÖ'nün arkasından gelenler bitmez. Onların girdiği bütün hücreleri keşfederek söküp atacağız. Durmak yok, yola devam edeceğiz. Milletimiz asırlardır kanıyla, canıyla kazandıkları diplomasi tuzaklarıyla kaybetmekten bıkıp usanmıştır. Biz kaybetmeyeceğiz.

Şehitlerimizin kanları, gazilerimizin fedakarlıkları uğruna, masada tehlikeye atmamakta kararlıyız. İçerideki başarılarımızı dışarıda da tahkim edecek şekilde hareket ediyoruz. Rusya, Çin, Afrika, Güney Amerika, Asya gibi tüm coğrafyalarda en geniş işbirliğini kurmaya çalışıyoruz. Karşılıklı fayda temelinde bize doğru atılan adımlara karşılık veriyoruz.

Kendileri refah içinde yaşarken, yoklukla ve açlıkla boğuşan toplumlara dönüp bakmayanlara karşı biz elimizdekini vermekten mutluluk duyuyoruz. 8 milyar dolar yardımla birinci sıradayız. Biz yılları, on yılları geride bıraktık. Artık farklı bir Türkiye var. Rabbim bizi hep alan değil, veren el konumunda bulundursun. Demokrasimizi ve ekonomimizi geliştirerek, bu konumumuzu daha da güçlendireceğiz.

15 Temmuz bu inancımızın, kararlılığımızın sembolüdür. 15 Temmuz'u önemsizleştirmeye çalışanlar kibirlerini, kinleri, nefretlerini dile getiriyorlar. Terörle mücadelemizi küçümseyenler de aynı ruh halindedir. Her şehit ailesi ve her gazi benim öz kardeşim mesafesindedir. Onlara yapılan her yanlışı şahsıma yapılmış sayarım, ona göre davranın.

Bir daha 15 Temmuzlar yaşanmaması için çocuklarımızı buna göre yetiştirmeliyiz. Benim sizden bir ricam var. Şahadet bambaşka bir şeydir. O makam başkadır. Onun inceliğini, hassasiyetini özellikle kavramak, istismar edilmesine asla müsaade edilmemelidir ki şehitlerimizi rahatsız etmeyelim. Cehalet okuma yazma bilmemek değil, tarihini, medeniyetini öğrenmemektir. Bize kendini bilecek, elif gibi dosdoğru olacak, gönüllere girecek nesiller lazım. Bunun için eğitim-öğretim konusunu önceliklerimizin en başına alıyoruz. Bizim hem ilmiyle, hem gönlüyle geleceğe yürüyen nesillere ihtiyacımız var. En büyük öğretmen sizsiniz."


Cumhurbaşkanı Erdoğan 15 Temmuz'u yazdı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hain 15 Temmuz darbe girişiminin ikinci yıldönümünde 15 Temmuz'u yazdı. İşte Erdoğan'ın Hürriyet'e yazdığı o yazı...

15 Temmuz Milli İrade ve Demokrasi Zaferi’mizin ikinci yıldönümünü, ülkemizin dört bir yanında milletçe büyük bir gurur ve coşkuyla idrak ediyoruz. Bu vesileyle, kahramanlık ve mücadeleleriyle bir kez daha tarih yazan şehitlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Vatanımızın bekası ve milletimizin bağımsızlığı uğruna o gece darbecilere meydan okuyan gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.

Darbecilerin, sokağa çıkmayacağını, silah görünce sineceğini, pusacağını, hatta çil yavrusu gibi dağılacağını varsaydığı bu millet, o gece genci-yaşlısı, kadını-erkeğiyle tüm ülke çapında büyük bir direnişe imza attı. Sokakları, köprüleri, havaalanlarını ve kışla önlerini tutarak darbecilere meydanları dar etti. 27 Mayıs darbesi sonrasında  Başbakan ve bakanlarının, 12 Eylül sonrasında evlatlarının uyduruk bahanelerle darağacına gönderilmesini çaresizce, içi kan ağlayarak izleyen bu millet, 15 Temmuz gecesi iradesinin cuntacılar tarafından tekrar gasp edilmesine izin vermedi. FETÖ’cü hainlere direnen, kendisine doğrultulan silahlara aldırmayan aziz milletimiz, 15 Temmuz gecesinde sergilediği cesaretle, tarihte eşine az rastlanır büyük bir zafer elde etti. Türkiye, 15 Temmuz direnişiyle sadece darbeyi püskürtmedi, aynı zamanda tüm dünyada demokrasinin şeref ve haysiyetini de kurtardı.

Şehit yakınlarımızın ağzından dökülen “Evlatsız olunur, vatansız olunmaz” cümlesi, milletimizin metanetinin yanı sıra fedakârlığının da sembolüdür. FETÖ’nün ölüm kusan silahları karşısında milletimiz canı pahasına mücadele ederek iradesine sahip çıkmış, vatanına namahrem elinin değmesine müsaade etmemiştir. Bu millet, FETÖ aracılığıyla Türkiye’nin hizaya sokulmasına, terbiye edilmesine, müstemlekecilerin uydusu haline getirilmesine izin vermemiştir. Türk halkı, tıpkı Çanakkale’de ve İstiklal Harbi’nde olduğu gibi, birilerinin mandası olmayı reddetmiştir. 15 Temmuz, sadece FETÖ’cülere değil, aynı zamanda tüm darbecilere, darbe heveslilerine, terör örgütlerine ve onların arkasındaki güçlere verilen en net cevaptır.

Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de, şer görünen kimi şeylerde bizim için hayır olabileceğine işaret ediyor. Bu ilahi hakikate, bu topraklarda bin yıla sari geçmişimizde yaşadığımız pek çok olayda da defalarca şahitlik ettik. Kısa vadede milletimizin zararına gibi görünen pek çok hadisenin, ilerleyen dönemlerde hayırlara vesile olduğunu gördük. Kimi yenilgilerin, daha sonra gelecek destansı zaferlerin müjdecisi olduğunu bizzat yaşayarak tecrübe ettik.

YENİ BİR YÖNETİM SİSTEMİ

15 Temmuz da, sonuçları itibarı ile ülkemiz, milletimiz ve geleceğimiz için hayırlara vesile oldu. Darbecilerin, milletin direnişi karşısında ilk defa bozguna uğradığı bu zafer, ülkemizde yeni bir dönemin kapılarını araladı. Milli iradeyi rehin almayı hedefleyen o meşum girişim, Türk demokrasisinin önünün açılmasına, daha da güçlenmesine vesile oldu. 29 gün süren demokrasi nöbetleriyle ülke sathında devam eden, 7 Ağustos’ta Yenikapı Meydanı’nda ete kemiğe bürünen o diriliş sürecinin sonunda, 16 Nisan Halkoylaması ve 24 Haziran seçimleriyle Türkiye’yi yeni bir yönetim sistemine kavuşturduk.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, 15 Temmuz benzeri vesayet girişimlerinin artık tamamen tarihe gömülmesinin de tescilidir. Allah’ın izniyle hiçbir gayrimeşru güç, milletin iradesine el uzatmaya bir daha cesaret edemeyecektir. Türkiye, yeni yönetim sistemi sayesinde, muasır medeniyetler seviyesinin de üstüne çıkma yolculuğuna artık daha süratli bir şekilde devam edecektir.

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün ikinci sene-i devriyesinde devlet olarak şehitlerimizin emaneti olan bu güzel vatanı yüceltmeye bir kez daha söz veriyoruz. Bu vesileyle, o gece tüm dünyaya yiğitlik ve kahramanlık dersi veren tüm şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, gazilerimize hayırlı, uzun ömürler diliyoruz.


Yıldırım: Acılarımız tazeliğini koruyor

TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Karşıyaka Mezarlığı içindeki 15 Temmuz Demokrasi Şehitliği'nde düzenlenen anma programına katıldı. Şehitleri anma programı sonrası açıklamada bulunan Yıldırım, şunları söyledi.

"Şehitlerimizin kabirlerine geldik, dualarımızı yaptık. Şehitlerimizin yakınlarıyla bir araya geldik.

İki yıl geçmiş olmasına rağmen acılarımız tazeliğini koruyor. Başında söylediğimiz gibi 15 Temmuz'u unutmayacağız, unutturmayacağız demiştik.

Gerek şehit yakınlarımız gerekse milletimizin tamamı bu duygularla bugünü anıyor.

Allah milletimizin yar ve yardımcısı olsun. Bugün sayın Cumhurbaşkanımız, bakanlarımız çeşitli kurumlarımız 15 Temmuz'un anısını yaşatmak için bir çok programlar yapacak. İstanbul’da akşam bütün milletin katılımıyla anma programı yapılacak. Biz de aynı saatte Ankara’da benzer bir programa iştirak edeceğiz. Amacımız 15 Temmuz ruhunu canlı bir şekilde tutmak, 81 milyonun kardeşliğini beraberliğini daim kılmaktır. Bir kez daha bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor ve buna benzer hiçbir olayı milletimizin yaşamamasını diliyorum."



729 darbeciye ağırlaştırılmış müebbet

Adalet Bakanlığı’ndan alınan son bilgilere göre darbe teşebbüsünün ardından Türkiye genelinde açılan 289 davadan 184’ü karara bağlandı. Sanıklardan 729’u ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edildi
Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ), 15 Temmuz 2016’da gerçekleştirmeye çalıştığı darbe teşebbüsünün faturası bağımsız yargı organlarınca kesilmeye devam etti.

Adalet Bakanlığı’ndan alınan son bilgilere göre Türkiye genelinde 289 darbe davası açıldı. Bu davalardan 184’ün de karar verilirken, 105’i ise halen yerel mahkemelerde devam ediyor. Türkiye genelinde 184 darbe davasında verilen kararlarda, 729 sanığa ağırlaştırılmış müebbet (iki sanık hakkında 35’er kez, 31 sanık hakkında dörder kez, dört sanık hakkında üçer kez olmak üzere), 888 sanığa müebbet, 655 sanığa 1 yıl 2 ay ile 20 yıl arasında değişen sürelerde hapis cezaları verildi.

ANKARA'DA 27 DAVADA KARAR

Darbe girişimine ilişkin başkentte açılan 56 davadan bugüne kadar tamamlanan 27’sinde 389’u ömür boyu olmak üzere 635 darbeciye hapis cezası verildi. Karara bağlanan 27 davada 189 sanık ağırlaştırılmış müebbet, 200 kişi müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Sanıklardan 246’sı ise çeşitli sürelerde hapis cezasına mahkum edildi. Tamamlanan davalarda bazı sanıkların da beraati kararlaştırıldı. Davalardan 29’unda ise sanıkların yargılanması sürüyor.

Ankara’nın yanı sıra İstanbul, Kocaeli, Bursa, Adana, Sakarya, Kırıkkale, Bolu, Muğla,Sivas, Kayseri, Gaziantep, Hakkâri, Zonguldak, Düzce de gerek 15 Temmuz darbe girişimi gerekse darbe girişimi ardından açılan çok sayıda FETÖ davası da sürüyor. İstanbul’da 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nde iki kişinin şehit edildiği 95’i tutuklu 159 sanıklı Atatürk Havalimanı’nı işgal davası, 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde eski Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın mağdur olduğu futbolda şike davasına ilişkin 108 sanıklı dava, Can Dündar, Erdem Gül ve Enis Berberoğlu’nun 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargıladığı FETÖ’ye yardım davası, Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin 85 kişinin yargılandığı dava da sürüyor.

REKOR TAZMİNAT: 112 MİLYON LİRA

Darbe girişimi kapsamında hasar gören kamu kurumlarındaki maddi zararları da darbecilerin karşılaması için tazminat davaları açıldı. Son olarak darbe girişimi sırasında savaş uçaklarınca vurulan ve 51 polisin şehit olduğu Gölbaşı’ndaki Polis Özel Harekât yerleşkesindeki hasar için Emniyet Genel Müdürlüğü’nce 406 darbe sanığı hakkında 46 milyon 920 bin 467 lira maddi tazminat davası açıldı. Davalılar arasında örgüt elebaşı Fetullah Gülen ile hazırlık aşamasındaki ifadesinde Polis Özel Harekât binasını vurduğunu itiraf eden sanık eski Pilot Yarbay Mustafa Azimetli ile diğer pilotlar Uğur Uzunoğlu, Hüseyin Türk, Ekrem Aydoğdu, Mehmet Çetin Kaplan ve Ertan Koral da yer aldı. TBMM, emniyet, TÜRKSAT, Milli Savunma Bakanlığı’nın daha önce açtığı davalarla birlikte darbecilerden istenen tazminat miktarı 112 milyon 524 bin 783 liraya ulaştı.

MENFEZDE YAKALANDI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik suikast girişimi ve iki polisin şehit edildiği saldırıya ilişkin 3’ü firari, 44’ü tutuklu 47 sanıklı dava geçen yıl ekim ayında karara bağlanmıştı. Suikast davasın sanıklarından FETÖ’nün “Çiğli üs imamı” olarak anılan eski başçavuş Zekeriya Kuzu bir menfezde yakalanmıştı.

VATANDAŞLARI EZENLERE AF YOK

Mamak 28. Mekanize Tugayı’ndan çıkan zırhlı araçlarla FETÖ’nün darbe girişimine katıldıkları ve “Mesut Yağan”ın şehit edilmesi eylemine karıştıkları iddiasıyla 38 kişinin yargılandığı dava, Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nde karara bağlandı. Eski binbaşılar Fatih Efe, Dursun Koca, Ahmet Çelikel ile eski Üsteğmen Abdurrahman Koçoğlu’na ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Aralarında Erol Olçok ve oğlu Abdullah Tayyip Olçok’un da bulunduğu 34 kişinin şehit edildiği 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ndeki olaylara ilişkin 133’ü tutuklu 143 sanığın yargılandığı dava da 15 Temmuz’un yıldönümüne 3 gün kala karara bağlandı. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi, davada en rütbeli sanıklardan eski Yarbay Turgay Ödemiş ve eski Binbaşı Ahmet Taştan’ın da aralarında bulunduğu 72 sanığı, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.

HASAN TAHSİN BENZETMESİ

Ankara’daki darbe davalarından biri de Özel Kuvvetler Komutanlığı’nı (ÖKK) ele geçirmek isteyen darbeci general Semih Terzi’yi vurarak darbe teşebbüsünün seyrini değiştiren Astsubay Ömer Halisdemir’in şehit edilmesine ilişkin Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Halisdemir’i Terzi’yi etkisiz hale getirmesinin ardından ilk ateş emrini veren Fatih Şahin ile nabzı attığı sırada Halisdemir’e son kurşunu atan Mihrali Atmaca’nın da aralarında bulunduğu 18 sanığın tamamı, “nitelikli kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı. Kararda, şehit Halisdemir, Yunan askerine ilk kurşunu sıkan Hasan Tahsin ve Fransız askerine ilk kurşunu sıkan Sütçü İmam’a benzetilerek, “Halisdemir’in sonunda şehadet olduğunu bilerek aldığı karar doğrultusunda sadece bir darbe girişiminden ibaret olmayan, gerçekleşmesi halinde bir iç savaş çıkarmaya ve ülkemizi işgal girişimine zemin hazırlamaya sebebiyet verecek dış destekli saldırının da önüne geçildi” değerlendirmesinde bulunuldu.

GENELKURMAY VE AKINCI DAVALARI

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler gibi komutanların karargâhtan derdest edilerek Akıncı’ya götürülmesine ilişkin dava ve darbeyi gerçekleştiren Yurtta Sulh Konseyi üyelerinin yargılandığı dava devam ediyor. Genelkurmay Başkanlığı’ndaki eylemlerle ilgili 224 sanık Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Akıncı Üssü’ndeki eylemlerle ilgili 460 sanık da Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce yargılanıyor. Ankara’da ayrıca Beştepe karargâhındaki eylemlere ilişkin 243 sanık, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki eylemlere ilişkin 142 sanık, Kara Harp Okulu’nda yaşananlara ilişkin 307 sanığın yargılanması sürüyor.

Eski YAŞ üyesi ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk darbe girişiminin askeri kanadının bir numaralı sanığı olarak yargılanıyor.



İşte 15 Temmuz'da dakika dakika yaşananlar

FETÖ'nün 15 Temmuz hain darbe girişiminin ikinci yıldönümünde yaşananlar unutulmadı. İşte 15 Temmuz gecesi yaşananlar...

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içerisindeki FETÖ üyeleri tarafından 15 Temmuz 2016 Cuma günü başlatılan darbe girişimi, tüm yurtta yaklaşık 21 saatte kontrol altına alındı. MİT’e saat 16.16’da yapılan ihbarla başlayan darbe girişimi Başbakan Binali Yıldırım’ın 16 Temmuz saat 13.00’te yaptığı, “Bu kalkışma bastırılmıştır. Bir belayı büyük milletimiz basiretiyle defetmiştir” açıklamasıyla son buldu.

İşte o karanlık gecede dakika dakika yaşananlar...

16.16

Darbe girişimi, Kara Havacılık Komutanlığı’nda görevli bir subayın MİT’e giderek “FETÖ, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı almak için kuruma saldırı düzenleyecek” ihbarını yapmasıyla başladı. İhbarın ardından MİT Müsteşarı Fidan, dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’i telefonla aradı ve bir müsteşar yardımcısını, ayrıntıları aktarmak üzere Genelkurmay Karargâhı’na gönderdi.

18.10

MİT Müsteşarı Fidan, Genelkurmay Başkanlığı’na giderek komutanların toplantısına dahil oldu ve ihbarın, daha büyük bir planın parçası olabileceğini anlattı. Aynı dakikalarda dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Silahlı Kuvvetler Harekât Merkezi’ni arayarak, havada bulunan araçların indirilmesi emrini verdi.

20.22

MİT Müsteşarı Fidan’ın Genelkurmay Karargâhı’ndan ayrılmasının ardından FETÖ’cü askerler saat 03.00’te başlatmayı düşündükleri darbe girişimini erkene çekti.

DARBE AKAR’A TEBLİĞ EDİLDİ

21.00

Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda görevli 33 darbeci subay, Genelkurmay Karargâhı’na doğru yola çıkarken, iddiaya göre eski Tümgeneral Mehmet Dişli, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar’a çıkıp “Komutanım operasyon başlıyor, herkesi alacağız. Taburlar, tugaylar yola çıktı, biraz sonra göreceksiniz” diyerek darbeyi tebliğ etti.
22.00

Genelkurmay Karargâhı’ndan silah sesleri duyulurken, bir helikopterden de dışarıda bulunanların üzerine ateş açıldı. Aynı saatlerde bir grup darbeci asker TRT Genel Müdürlüğü’nü işgal etti.

KÖPRÜLER TRAFİĞE KAPATILDI

22.28

İstanbul’da Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri bir grup asker tarafından geçişe kapatıldı.

23.02

Başbakan Binali Yıldırım saat 23.02’de televizyona bağlanarak, “Milleti temsil eden hükümet iş başındadır. Bu kalkışmayı yapanlar, bu çılgınlığı yapanlar, bu kanunsuz eylemin içerisinde olanlar en ağır şekilde bedelini ödeyeceklerdir” açıklaması yaptı.

AKAR REHİN ALINDI

23.02

Darbecilerin tehdit ve zor kullanarak darbe faaliyetinin başına geçmesi teklifini kesin bir dille reddeden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, darbeci bir grup asker tarafından rehin alınarak, Akıncı Üssü’ne götürüldü. Aynı dakikalarda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı darbe teşebbüsüyle ilgili soruşturma başlattı.

İLK BOMBALAMA

23.08

FETÖ’cülerin kontrolündeki bir F-16 savaş uçağı, Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Daire Başkanlığı’nın Gölbaşı’ndaki yerleşkesinde pistteki helikopter ve yakıt tankerini bombaladı.

23.58

Gölbaşı’ndaki Özel Harekat Daire Başkanlığı ağır bombardıman altına alındı.

16 TEMMUZ’A SARKAN DARBE GİRİŞİMİ

00.13

Darbeci askerler TRT’de zorla korsan darbe bildirisi okuttu. O sırada binlerce vatandaş sokağa dökülürken, darbecilerin kontrolündeki dört adet F-16 savaş uçağı Ankara semalarında alçak uçuş yapmaya başladı.

CUMHURBAŞKANI CNN TÜRK’TE

00.24

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CNN Türk’te Hande Fırat’a FaceTime ile bağlanarak halkı meydanlara davet etti. Darbe girişiminin kırılma noktası olarak kabul edilen açıklamada Erdoğan halka, “Milli iradeye yönelik bu ayaklanma hareketine karşı tabii ki hukuk, yasalarımız, anayasamız neyi gerektiriyorsa, bunun bir defa cevabını, bu yapı ister Silahlı Kuvvetler içinde olsun, bir grup azınlık da olsa, ister başka kurumlarımızın içerisinde olsun, gereken cevabı alacaklardır” diye seslendi. Halkı meydanlara davet etti.

ERDOĞAN, MARMARİS’TEN AYRILDI

00.45

Darbeci subaylar, Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinden korsan darbe bildirisi yayımladılar.

00.56

Ankara Emniyet Müdürlüğü’nü F-16’larla bombalandı. Helikopterle ateş altına aldı.

01.08

Ankara Emniyet Müdürlüğü bir kez daha bombaların hedefi oldu.

01.30
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Marmaris’te kaldığı otelden ayrılarak, helikopterle Muğla’daki Dalaman Havaalanı’na geçti.

01.39

Meclis Genel Kurulu açılırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı taşıyan ATA uçağı Dalaman Havaalanı’ndan ayrılarak İstanbul’a hareket etti.

ÖMER HALİSDEMİR, HAİNLERE KURŞUN SIKTI

02.16

Ele geçirmek üzere, beraberindekilerle birlikte Gölbaşı’ndaki Özel Kuvvetler Komutanlığı’na gelen darbeci eski Özel Kuvvetler Grup Komutanı Tuğgeneral Semih Terzi, astsubay Ömer Halisdemir tarafından vurularak öldürüldü. Halisdemir, Terzi’yle birlikte hareket eden askerlerce şehit edildi. Halisdemir’in Terzi’yi vurması darbe girişiminin en önemli kırılma noktası oldu.

02.25

Emniyet Özel Harekât Daire Başkanlığı ikinci kez bombalanırken, aynı dakikalarda darbeye karşı havalanan Türk Hava Kuvvetleri’ne ait F-16 uçağı, darbe girişiminde bulunanların elindeki Sikorsky helikopteri düşürdü.
MECLİS BOMBALANDI

02.30

Cumhurbaşkanlığı’na girmeye çalışan üçü rütbeli 13 darbeci asker gözaltına alındı.

02.35

TBMM, F-16 savaş uçaklarınca bombalandı.

02.42

TRT yeniden normal yayınına döndü. Oran Sitesi’ndeki TRT binasını işgal eden FETÖ’cü darbeci askerler gözaltına alındı.

03.10

Başbakan Binali Yıldırım, MİT, Meclis, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık gibi kritik bölgeler üzerinde uçuş yapan her türlü askeri helikopter ve uçağın füzeyle vurulacağını açıkladı.

03.14

Gölbaşı’ndaki TÜRKSAT tesisleri savaş uçaklarınca bombalandı. Aynı dakikalarda Genelkurmay Başkanlığı’nın FETÖ’cülerden temizlenmesi için yeniden operasyon başlatıldı.

03.20

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı taşıyan uçak İstanbul Atatürk Havaalanı’na indi. Aynı dakikalarda Meclis ikinci kez bombalandı.

GENERALLERE GÖZALTI KARARI

04.00

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı darbe girişiminde bulunan FETÖ bağlantılı yargı görevlileriyle sözde ‘Yurtta Sulh Komitesi’ üyesi general, amiral, subay, astsubay, er ve erbaşlar hakkında gözaltı kararı verdi. Aynı dakikalarda darbecilerin merkez olarak kullandığı Akıncı Üssü’nün elektrikleri kesildi.

04.36

Başbakan Binali Yıldırım, Korgeneral Ziya Kemal Kadıoğlu’na hava sahasında darbeci subayların kullandığı uçakların düşürülmesi yetkisini verdi.

04.42

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Marmaris’te kaldığı otele helikopterlerden ateş açıldı. Yüzleri maskeli ve ağır silahlar taşıyan askerler, oteli abluka altına aldı.

DARBEYE KARŞI F-16’LAR UÇTU

04.54

Erzurum’dan iki F-16 uçağı, darbeyi önlemek için ‘düşürme’ yetkisiyle havalanmaya başladı. Aynı dakikalarda Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin yakınlarına iki bomba atıldı.

06.19

Darbeciler Millet Camii’nin önüne park etmiş araçlara bomba attı.

06.40

Boğaziçi Köprüsü’nü kontrol eden darbeci askerler teslim olmaya başladı.

07.00

Jandarma Genel Komutanlığı kavşağına uçaktan bomba atıldı.

07.35

Türkiye genelinde 754 TSK mensubu gözaltına alındı.

AKAR SERBEST BIRAKILDI

08.26

Darbeci subaylar tarafından rehin alınan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, helikopterle Çankaya Köşkü’ne gitti.

08.36

Beştepe’deki Jandarma Genel Komutanlığı, emniyet özel harekât polislerince darbecilerden temizlendi.

09.40

Genelkurmay Başkanlığı’ndan çıkan 200’e yakın silahsız er ve erbaş polise teslim oldu. Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk hakkında vatana ihanet suçundan işlem başlatıldı.

10.15

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaldığı Marmaris’teki oteli basan darbeciler, bölgeden kaçtı.

KALKIŞMA BASTIRILMIŞTIR

10.37

Başbakan Yıldırım, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar’ın kurtarıldığını ve Çankaya’daki kriz merkezinde görevinin başında olduğunu açıkladı.

10.41

Darbeciler, karargâh olarak kullandıkları Akıncı Üssü’nü terk etmeye başladı.

12.56

Cumhuriyet savcıları, FETÖ’cü askerleri teslim almak üzere Genelkurmay Karargâhı’na girdi.

13.00

Başbakan Yıldırım, Çankaya Köşkü’nde Genelkurmay Başkanı ve İçişleri, Adalet, Milli Savunma bakanlarıyla birlikte kameraların karşısına geçerek, “Bu kalkışma bastırılmıştır. Bir belayı büyük milletimiz basiretiyle defetmiştir” açıklamasını yaptı.



14 Temmuz 2018 Cumartesi

Murat Bardakçı: 15 Temmuz’un asırlar sonra da hatırlanması için marşının yahut türküsünün olması şarttır!

Habertürk yazarı Murat Bardakçı, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz hain darbe girişiminin 2 yıldönümünde yazdığı "15 Temmuz’un asırlar sonra da hatırlanması için marşının yahut türküsünün olması şarttır!" başlıklı yazısında, "Devir değişip de heyecanın azalmaması; faciaların, ıztırapların ve yaşanan acıların unutulmaması için kalıcı ama “samimî” eserlere ihtiyacımız var!" ifadelerini kullandı. İşte Bardakçı'nın o yazısının tamamı...

İsmi o meş’um geceden sonra “ 15 Temmuz Şehitler Köprüsü” yapılan sâbık “Boğaziçi Köprüsü” evimin hayli uzağındadır ama pencereden bakınca rahat şekilde görünür.

O akşam olup bitenlerden ilk anlarda çok kişi gibi maalesef ben de habersizdim. “Köprüde birşeyler oluyor” söylentisinin çıkması üzerine dürbünle baktım ve köprüdeki kalabalığın üzerine tüfeklerle, sonra da tanklarla ateş açıldığını görünce ne yalan söyleyeyim, bir macera filmi çevrildiğini zannettim; hattâ “Ne kadar gerçekçi çekiyorlar, helâl olsun’” bile dedim…

Sadece ben değil, evdeki iki misafir de böyle düşünmüştü, zira böylesine mel’un bir harekete kalkışılabileceğini hayal edemediğimiz için televizyonu açmak bile aklımıza gelmemişti…

Masum insanların memleketin istikbalini, sizin ve bizim geleceğimizi korumak için can verdiklerini aradan yarım saat kadar geçtiktikten sonra öğrenebildik…

Bugün bu hadisenin, yani tarihimizde eşi-örneğine rastlanmayan 15 Temmuz mel’anetinin ikinci yıldönümü…

15 Temmuz akşamından 16 Temmuz sabahına kadar yaşanan mel’anet hemen her vesile ile gündeme getiriliyor. Şehidlerinin unutulmaması için isimleri okullara, mekânlara, caddelere ve hattâ duraklara veriliyor; kitaplar yazılıyor ve hadise devam eden yargılamalar sebebi ile hemen her gün haberlere de konu oluyor.

Bugün, Ankara’da ve İstanbul’da cinayetlere sahne olan mekânlarda anma toplantıları yapılacak…

YAYINLANMAYAN FOTOĞRAFLAR

Ama “Böylesine önemli ve bu kadar hayata mâlolan bir mel’anet hakkında hemen herşeyi biliyor muyuz?” diye sorulacak olsa “Evet”cevabını verebilmek maalesef mümkün değildir!

Başkaldırının yakalanan ve şimdi yargılanan elebaşıları ile mensupları konuşmuyorlar, bu yüzden girişimin bazı önemli noktaları hâlâ karanlıklar içerisinde. Hattâ üzerinden iki sene geçmiş olmasına rağmen o meş’um gecede şehid düşenlerin sayısı bile kesin şekilde açıklanmış değil! “251” deniyor, “249” olduğu söyleniyor, dolayısı ile şehidlerin “250 civarında” olduğu anlaşılıyor ama tarihe ve hafızalara nakşolunması gereken bu çok önemli malûmat ik seneden buyana meçhul!

15 Temmuz sadece darbe geçmişimiz değil, askerî tarihimiz bakımından da bir dönüm noktası oldu. Zira o güne kadar meydana gelen darbe girişimlerinde, ihtilâllerde, başkaldırma vesaire gibi gayrımeşru kalkışmalarda halka tek bir el olsun kurşun atılmamış, millete ait binalar ve hele Meclis bombalanmamıştı! Halk, yine o gece tarihte ilk defa olarak darbeye fiilî olarak karşı koydu, bu uğurda canını verdi. Ama bazı fotoğraflar, özellikle de Ankara’da, Genelkurmay’ı işgale yeltenenlere karşı verilen mücadelede şehid düşen, canlarını mâruz kaldıkları tank ateşi ile kaybeden vatandaşların şehadet görüntüleri, daha fazla infiale sebep olmaması için yayınlanmadı.

Tam bir vahşet timsali olan bu resimler görülse idi, milletin tepkisi muhakkak çok daha ağır olurdu!

UNUTTURMAMANIN ŞARTLARI

Bu yıldönümünün, bir başka tarafı daha var…

Eski âdetimizdir: Önemli hadiseleri hatırlarız, yıldönümlerinde kutlamalar yaparız ama olanların şokunu atlatmaya başlayınca başımıza gelenleri zamanla unuturuz, kahramanların isimleri ve belâların defedilmesinde oynadıkları önemli roller hafızamızdan uçup gider, sadece olayın günü ile ismini hatırlar, aradan uzun zaman geçtikten sonra da tamamı hafızamızdan sileriz.

Örnek mi? Meselâ seneler boyunca tarihimizin en büyük dönüm noktası kabul edip yeri-göğü inlettiğimiz ama şimdilerde sadece bir-iki kişinin bildiği 23 Temmuz Bayramı!..

23 Temmuz 1908’de, İkinci Meşrutiyet ilân edilmiş, Sultan Abdülhamid’in otuz kusur sene devam eden mutlak idaresi o gün son bulmuş, 1878’in 13 Şubat’ından itibaren kapalı olan Meclis yeniden açılmış ve Türkiye’nin tarihinde yeni bir dönem başlamıştı.

Resmî bayram yapılan ama şimdilerde artık hiç hatırlamadığımız 23 Temmuz hakkında o günlerde şiirler yazıldı, şarkılar ve marşlar bestelendi, yıldönümleri dillere destan şenliklerle kutlandı fakat bunların hepsi zamanla unutuldu! Kutlamalar 1930’lu senelere kadar devam etti ise de coşku gittikçe azaldı, Sarayburnu Parkı’nda verilen bir-iki küçük konser ile sınırlı kaldı, derken Lozan Andlaşması’nın yıldönümü kutlamaları ile birleştirildi ve sonra hafızalardan tamamen silinip gitti!

Şimdi ıztırap, acı ve nefretle hatırlanan 15 Temmuz’un üzerinden uzun seneler geçtikten sonra bu “unutma” âdetimizin neticesinde o günün de böyle bir âkıbete uğramaması için kalıcı işler yapılması şarttır ve yapılması gerekenlerin başında ciddî araştırmalar neticesinde ortaya konacak, hadiseyi her yönü ile anlatıp târihe mâledecek belgeye dayalı eserlerin yayınlanması gelir.

BASİT AMA ŞIK BİR MARŞ LÂZIM

Ve, mutlaka bir marş, yahut şarkı veya türkü, yani sözleri 15 Temmuz’u terennüm eden güzel, hoş ve hafızalarda kalması kolay bir melodi!

Dikkat edecek olursanız, geçmişte yaşanmış ve bugün hâlâ hatırlanan bütün önemli hadiselerin mutlaka bir musikilerinin olduğunu farkedersiniz…

Meselâ, tarihe “93 Harbi” diye geçen ve büyük mağlûbiyetimizle neticelenen 1876’daki Rus Savaşı’nın ayrıntılarını pek malûmumuz değildir ama bu harbin çok önemli bir safhasını teşkil eden Plevne Müdafaası ile Gazi Osman Paşa’yı bilmeyenimiz yoktur. Hadisenin unutulmamasını “Tuna Nehri akmam diyor” sözleri ile başlayan Plevne Marşı sağlamıştır.

Aynı şekilde, Birinci Dünya Savaşı’nın ıztırabı Muş’taki “ahz-ı asker şubesi”nden, yani “askerlik dairesi”nden Yemen’e sevkedilen ve orada şehid düşen gençlerin hatırasına yakılan “Yemen Türküsü” ve eski tarihle 1315’te, yani 1899’da dünyaya gelmiş delikanlıların cepheye sevkini anlatan “Hey onbeşli onbeşli” isimli Tokat türküsü ile hissedilir. Genç Cumhuriyet’in terennümü ise “Onuncu Yıl Marşı”dır…

Bütün bu eserlerin ortak özelliği “basit” ve Onuncu Yıl Marşı hariç tamamının resmî yarışmalarla, jürilerle, ödüllerle, vesairelerle değil halkın yaratıcılığının neticesinde ortaya çıkmış olmalarıdır. Onuncu Yıl Marşı gerçi Cemal Reşid’e siparişle yaptırılmıştır ama bestekâr operetler devrinin zevkini yansıtan kulakta kalıcı hoş ve basit nağmeler kullandığı için rağbet görmüştür, hattâ icrası zor olan İstiklâl Marşı’ndan bile rahat okunur.

Devir değişip de heyecanın azalmaması; faciaların, ıztırapların ve yaşanan acıların unutulmaması için işte böyle kalıcı ama “samimî” eserlere ihtiyacımız var!