12 Kasım 2019 Salı

Arınç'ın damadının beraati ankesörü vurdu

Bülent Arınç’ın damadı Ekrem Yeter’in beraat etmesine ilişkin kararda ‘Ankesör’ olarak bilinen soruşturmayı da etkileyebilecek ifadeler yer aldı

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bülent Arınç'ın damadı Ekrem Yeter'in FETÖ üyeliği iddiasıyla yargılandığı davadan beraat etmesine ilişkin kararda, “Ankesör” olarak bilinen ve FETÖ'nün mahrem yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturmayı da etkileyebilecek ifadeler kullanıldı. Yeter'in, FETÖ tepe yönetimindeki 5 kişi ile 766 telefon görüşmesi olduğu kaydedilen kararda, sanığın Fetullah Gülen'in doktoru Tuncay Delibaşı ile yaptığı görüşmenin meslektaş olmalarından kaynaklandığı, diğer tepe yöneticilerle olan görüşmelerinin ise “İçeriğinin bulunmadığı” gerekçesiyle suç sayılamayacağı belirtildi. Böylelikle ankesör başta olmak üzere içeriği belli olmayan ancak örgütsel bağı gösteren FETÖ'nün telefon görüşmeleri adeta aklandı.

RİSKE ATACAK

Yargı camiasında, mahkemenin bu yorumunun içeriği bulunmadığı halde örgütsel bağı ortaya koyan ankesör soruşturmalarını da riske atacağı konuşuluyor. FETÖ mahrem yapısına yönelik ankesör soruşturmalarında bugüne kadar 900'e yakın operasyon yapıldı. Yakalanan 14 bin şüpheliden yarısı itirafçı oldu. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklandıktan 3 gün sonra tahliye edilen Arınç'ın damadı Yeter'in Fetullah Gülen'in çağrısından sonra Bank Asya'ya 41 bin lira para yatırmasını, evinde Gülen'in kitap ve CD'lerinin bulunmasını, FETÖ iltisaklı dernekte yöneticilik yapmasını “örgüte sempati boyutunu aşmadı” diyerek suç saymamıştı. Yeter hakkındaki tanık ve gizli tanık beyanları da ‘Muteber' bulunmadı.

FETÖ DAVALARININ BİLANÇOSU ÇIKTI

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine ilişkin açılan 289 davadan bugüne kadar 270'i karara bağlandı. Tamamlanan davalarda 2 bin 327'si ömür boyu olmak üzere 3 bin 838 sanık hakkında hapis cezasına hükmedildi. Ömür boyu hapis cezası alan sanıklardan bin 224'ü ağırlaştırılmış müebbet, bin 103'ü ise müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mahkemeler, bin 511 sanığa 1 yıl 2 ay ile 20 yıl arasında değişen hapis cezaları verdi. Mahkeme heyetleri, tamamlanan davalarda bazı sanıkların da beraatini kararlaştırdı.



29 Haziran 2019 Cumartesi

15 Temmuz Darbe Girişimini Önlemede İletişim ve Teknolojinin Rolü

Türkiye’de darbeler tarihine kısaca baktığımızda, 1960 ve 1980 yıllarında iki askeri darbe sonucu ordunun yönetime el koyduğunu, 1971 ve 1997’de de ordunun seçilmiş ve meşru hükümetlere karşı neredeyse darbe benzeri müdahaleler ettiği görülmektedir. 15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişimi ise, Halkın, Cumhurbaşkanı’nın, Hükümetin, Polisin ve Ordunun sayesinde başarısız olmuştur. Darbe girişimini başarısız kılan ve kısa zamanda etkisiz hale gelmesini sağlayan kişi ve kurumların ise en büyük yardımcısı İletişim ve Bilgi Teknolojileri olmuştur.

Durumu daha iyi anlamak için eski darbe girişimlerine bakmakta fayda var. Televizyonun ve radyonun tek kanallı ve devlet tekelinde olduğu dönemlerde, darbe yapanların en büyük silahı iletişimi kesmek ve mevcut iletişimi kendi lehlerine kullanmak olmuştur. Bunun için radyo, televizyon ve basın kuruluşlarına el koymak yeterli olabiliyordu. Zaten darbeciler, yine aynı şekilde düşünmüş olacak ki, gecenin ilerleyen saatlerinde Türksat’a, Türk Telekom’a, TV platformlarına ve ana akım haber kanallarına el koymaya çalıştılar. Ama günümüzde, yüzlerce TV ve radyo kanalı, milyonlarca internet abonesi ve milyonlarca sosyal medya hesabı var, artık bu kadar çok sesli bir ortamda, hepsine birden el koyma imkanı çok şükür ki yok.

15 Temmuz darbe girişiminin en tarihsel yönü, sosyal medya ile yayılan haberler ve görüntülerle halkın anında tepki verebilmesi ve seçilmiş Başbakan’ın ve seçilmiş Cumhurbaşkanı’nın halka mesajlarını yine aynı şekilde iletişim teknolojileri aracılığı ile doğrudan iletebilmesiydi. Bu konu gerçekten o kadar önemli ki, iletişim bugüne kadar demokratik ülkelerin demokrasisini koruyabilmesi için en önemli araç haline gelmiştir. Düşünce ve ifade özgürlüğünün bir parçası olan basın özgürlüğü, ayrıca haber alma ve haber verme hakkı, bir ülkedeki demokrasinin en temel yapı taşlarındandır ve bugün bunu en iyi şekilde Bilgi Teknolojileri ve İletişim sağlamaktadır. Bu sayede, herkes özgür bir şekilde haberleşebiliyor ve birbirinden haber alabiliyor, bir diğerinin düşüncesi başka birisine ilham verebiliyor. İletişim etkileşimi, etkileşim ise aksiyonu getirebiliyor. Önce sosyal medyada herkes gördüklerini ve yaşadıklarını paylaştı, daha sonra askeri hareketlilikler yorumlandı, arkasından bunun bir darbe girişimi olduğu anlaşıldı ve bir çok kişi sokaklara döküldü. Olayların geçtiği bölgelerde bulunanlar, an be an gelişmeleri internetin sağladığı imkanlarla aktardılar. Tankların önüne duranların, direnenlerin görüntüleri sosyal medya takip eden herkese moral ve direnme gücü verdi. Elektronik basın ve haber kanalları, gece boyu durmaksızın yayınlarını sosyal medya desteği ile yaparak darbe girişiminin sonunu getirmeye yardımcı oldular. Başbakan’ın ilk açıklamayı TV’lerden ve radyolardan yapması, akabinde Cumhurbaşkanı’nın Facetime ile TV’den mesaj vermesi darbe girişimin ana kırılma noktasıydı.

Eğer iletişim ve teknoloji olmasaydı, yani iletişim kanallarına el konulsaydı veya alışageldik şekilde engellenmiş olsaydı, kişiler ve kurumlar bu kadar çabuk reaksiyon veremeyebilirdi. Bir an için darbe girişimi gecesinde erken saatlerde TV’lere el konulduğunu ve internetin engellendiğini düşünelim. İlk başta, köprülerin kapatıldığını, tankların sokaklara çıktığını ve savaş uçaklarının alçak uçtuğunu bilemeyecektik. Hükümetin ve kamu görevlilerinin müdahalesinden ve mücadelesinden haberdar olamayacaktık. Sadece olay yerinde olanlardan sınırlı bir şekilde öğrenebileceğimiz bilgilerle darbe girişiminin tüm Türkiye’de etkili olduğunu düşünebilecektik. Çok şükür, iletişim kanalları açık kaldı ve bizler ilk elden haber almanın ve haberlerin özgürce yayılmasının faydasını yaşadık. Toplum olarak demokrasiyi savunarak darbelere karşı olduğumuz konusunda birleşebildik. Bu yüzden iletişim ve bilgi teknolojilerinin bize sağladığı temel hak ve özgürlükleri kullanabilmek, tarihi ve önemli bir fayda sağladı.

Dileğimiz, bundan sonra iletişimde, düşüncelerin ve bilgilerin özgürce yayılmasında, haber alınmasında ve haber verilmesinde bir daha hiç engel olmaması, var olan tüm engellerin kaldırılmasıdır.

Bu uğurda hayatını ortaya koyan ve hayatını kaybeden nice insanımıza şükran ve saygıyla.

Alıntı:
https://ahi.av.tr/15-temmuz-darbe-girisimini-onlemede-iletisim-teknolojinin-rolu/


20 Haziran 2019 Perşembe

Genelkurmay çatı davasında karar

FETÖ’nün 15 tüm darbe girişiminin en kritik davalarından Genelkurmay Çatı davasında karar çıktı. Akın Öztürk 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.
Sözde "yurtta sulh konseyi" üyesi eski orgeneral Akın Öztürk, darbe bildirisinde imzası olan sözde yurtta sulh konseyi üyesi eski tuğgeneral Mehmet Partigöç, Hulusi Akar'a darbeyi tebliğ eden sözde "yurtta sulh konseyi" üyesi eski tümgeneral Mehmet Dişli ve sözde "yurtta sulh konseyi" üyesi eski Genelkurmay Personel Başkanı korgeneral İlhan Talu, 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eski başyaveri ve sözde "yurtta sulh konseyi" üyesi eski kurmay albay Ali Yazıcı,ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı.

TRT'ye baskın emrini veren eski Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanı Muhsin Kutsi Barış, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Jandarma Genel Komutanlığı önünde sivillere ateş eden eski yarbay Ertuğrul Terzi'ye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

Zırhlı birliklerden tankların çıkması emrini veren sözde "yurtta sulh konseyi" üyesi eski tuğgeneral Ahmet Bican Kırker, ağırlaştırılmış müebbet aldı.

Genelkurmay karargahında komutanları derdest eden ÖKK timinin komutanı eski kurmay albay Fırat Alakuş, ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edildi.


30 Mayıs 2019 Perşembe

FETÖ'nün kara havacılık davasında karar çıktı

Darbeci helikopter pilotlarının da yargılandığı Kara Havacılık Komutanlığı davasında 56 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

Darbeci helikopter pilotlarının da yargılandığı Kara Havacılık Komutanlığı davasında 56 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Davada 56 sanık 6 ila 29'ar kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

https://www.borsagundem.com/haber/fetonun-kara-havacilik-davasinda-karar-cikti/1411330

22 Mart 2019 Cuma

Yargıtay FETÖ'nün suikast timine verilen cezayı onadı

Yargıtay, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a suikast girişimi davasında, FETÖ'nün suikast timine verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarını onadı.
FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe teşebbüsü sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik suikast girişimi ve 2 polisin şehit edildiği saldırıya ilişkin davada, Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesince Özel Kuvvetler, Sualtı Taarruz (SAT) ve Muharebe Arama Kurtarma (MAK) ekiplerinden oluşan suikast timi, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.

Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesince karara bağlanan dava dosyası, İzmir Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmişti. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, aralarında Gökhan Şahin Sönmezateş, Şükrü Seymen, Taner Berber ve Zekeriya Kuzu'nun da bulunduğu 37 sanık hakkında verilen ceza kararlarını hukuka uygun bulmuştu.

Temyiz edilmesi üzerine dosyayı görüşen Yargıtay 16. Ceza Dairesi, aralarında Gökhan Şahin Sönmezateş ve Zekeriya Kuzu'nun da bulunduğu FETÖ'nün suikast timine verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarını onadı.
Daire, eski başyaver Ali Yazıcı'ya "suça yardım"dan verilen 18 yıl hapis cezasını az bularak bozdu. Yazıcı'nın asli fail olarak cezalandırılması gerektiğine karar verildi.

"BAŞYAVER OLAY YERİNDE BULUNMASA DA"

Gerekçede, Yazıcı'nın olay mahallinde bulunmasa da ülke genelindeki darbe kalkışması kapsamında, Cumhurbaşkanına suikast suçunu planlama, hazırlık ve organizasyonu içinde yer alan, fiilin başarıyla tamamlanması açısından yapılan iş bölümü doğrultusunda Cumhurbaşkanının tam olarak bulunduğu yeri öğrendiği belirtildi.

Ankara'dan aracıyla hareket edip Çiğli üssüne gelen sanığın, konumu ile olay esnası ve öncesinde gerçekleştirdiği faaliyetlerin, eylemin planlanması, yerine getirilmesi ve başarıya ulaşması bakımından etkinliği ve önemi nazara alındığında, TCK'nin 37. maddesi uyarınca asli fail olarak tutulması gerekirken, suça yardım eden olarak kabul edilmesi suretiyle eksik ceza tayin edilmesi nedeniyle bozulmasına karar verildiği kaydedildi.



18 Mart 2019 Pazartesi

17 Aralık kumpas davasında karar

'17 Aralık kumpas' davasında 15 sanık, "hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı.
Takipsizlikle sonuçlanan "17 Aralık soruşturması"nda kumpas kurup usulsüzlükler yaptıkları iddiasıyla FETÖ elebaşı firari Fetullah Gülen ile eski emniyet müdürleri ve ABD'deki Hakan Atilla davasında tanıklık yapan eski komiser Hüseyin Korkmaz'ın da aralarında bulunduğu 10'u tutuklu, 6'sı firari 67 sanığın yargılandığı davada, 15 sanık ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.


İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesinin karşısında bulunan binada yapılan duruşmada mahkeme heyeti, davaya ilişkin kararını açıkladı.

Mahkeme heyeti, eski emniyet müdürleri Yakub Saygılı, Kazım Aksoy, Yasin Topçu ve Nazmi Ardıç’ın aralarında bulunduğu 15 sanığın "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verdi.

Sanıklar FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, eski emniyet müdürü Hamza Tosun, ABD'deki Hakan Atilla davasında tanıklık yapan eski komiser Hüseyin Korkmaz, eski polisler Alparslan Çalışkan, Sinan Sağyalavaç ve Hayri Akın'ın firari olmaları nedeniyle dosyalarının ayrılmasına karar veren mahkeme, eski bakan Erdoğan Bayraktar ve oğlu Abdullah Oğuz Bayraktar’ı dinlediklerini iddiasıyla 6 sanığın da ‘’kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi’’ suçundan dosyalarının ayrılarak, başka bir esas numarası verilerek yargılanmasına hükmetti.

Mahkeme, bazı sanıkları da "silahlı terör örgütüne üye olma", "özel hayatın gizliliği" ve "usulsüz dinlenme suçlarından değişen oranlarda hapis cezasına çarptırdı.

11 Ocak 2019 Cuma

Borsa İstanbul'u işgal davasında cezalar onandı

Darbe girişiminde Borsa İstanbul'un işgal edilmesi ve bu sırada çıkan olaylarda biri polis, 2 kişinin şehit edilmesine ilişkin 2 sanığa verilen üçer kez ağırlaştırılmış müebbet ve 319 yıl 10'ar ay hapis cezaları, istinaf tarafından onandı.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) 2. Ceza Dairesi, Borsa İstanbul'un işgali davasında İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesince 15 sanık hakkında verilen kararla ilgili incelemesini tamamladı.

Ceza Dairesi, 2 sanık hakkında "anayasayı ihlal" ve şehitler Mehmet Şevket Uzun ile Fatih Satır'ı "kasten öldürmek" suçlarından verilen 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ile "yaralama" ve "mala zarar verme" suçlarından verilen 319 yıl 10'ar ay hapis cezalarını usul ve yasaya uygun buldu.

Ceza Dairesinin kararıyla 2 sanık hakkındaki hapis cezaları onanmış oldu.

Davanın geçmişi

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminde, biri polis 2 kişinin şehit edildiği, 46 kişinin de yaralandığı, Sarıyer'deki Borsa İstanbul'un işgal edilmesine ilişkin 1'i firari, 7'si tutuklu 15 sanığın yargılandığı davaya ilişkin kararını 2 Temmuz'da açıklamıştı.

Tutuklu sanıklar eski binbaşı Ahmet Baykal ve eski astsubay Seyit Ali Şahin'i, "anayasayı ihlal" ve şehitler Mehmet Şevket Uzun ile Fatih Satır'ı "kasten adam öldürmek" suçlarından 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptıran mahkeme heyeti, bu sanıkları, "yaralama" ve "mala zarar verme" suçlarından ise toplamda 319 yıl 10'ar ay hapisle cezalandırmıştı.

Mahkeme heyeti, firari sanık Murat Çelik'in dosyasının ayrılmasına, 5'i tutuklu 12 sanık hakkında ise tüm suçlardan ceza verilmesine yer olmadığına karar vermişti.

Heyet, tutuklu 5 sanığın tahliyesine karar verirken sanıklara, "ceza verilmesine yer olmadığına dair" kararın beraat anlamına gelmediğini belirtmişti.

Mahkeme başkanı Utku Ercan bu sanıklara hitaben, "Eylemlere katılmamışsınız ama bu eylemlere engel olmayışınız önemli bir kriterdi. Keşke direnip bunların yaşanmasına izin vermeseydiniz. Burada verilen ceza her ne kadar bir ceza olmasa da siz kendi kendinizi muhakeme edip değerlendirin." ifadelerini kullanmıştı.